Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım: İlk Hayatı

edildiği gibi, hadsiz bir kudreti var. Elbette, bilmüşahede görülen harikulade suhûlet ve kolaylık, o ihata-i ilmiyeden ve azamet-i kudretten geliyor.
Mesela, nasıl ki, göze görülmeyen eczah bir mürekkeple yazılan bir kitaba, o yazıyı göstermeye mahsus bir ecza sürülse, o koca kitap birden herbir göze vücudunu gösterip kendini okutturur. Aynen öyle de, o Kadîr-i Ezelînin ilm-i muhîtinde, herşeyin sûret-i mahsûsası, bir miktar-ı muayyen ile taayyün ediyor. O Kadîr-i Mutlak, emr-i ile, o hadsiz kudretiyle ve nafiz iradesiyle, o yazıya sürülen ecza gibi, gayet kolay ve suhûlet ile, kudretin bir cilvesi olan kuvvetini, o mahiyet-i ilmiyeye sürer, o şeye vücud-u haricî verir, göze gösterir, nukùş-u hikmetini okutturur.
Eğer bütün eşya birden o Kadîr-i Ezelîye ve Alîm-i Küll-i Şeye verilmezse, o vakit sinek gibi en küçük birşeyin vücudunu, dünyanın ekser nevilerinden husûsi bir mîzan ile toplamak lazım gelmekle beraber; o küçücük sineğin vücudunda çalışan zerreler, o sineğin sırr-ı hilkatini ve kemal-i sanatını bütün dekaikıyla bilmekle olabilir. Çünkü esbab-ı tabiiye ile esbab-ı maddiye, bilbedahe ve umum ehl-i aklın ittifakıyla, hiçten îcad edemez. Öyle ise, herhalde, onlar îcad etse, elbette toplayacak. Madem toplayacak; hangi zîhayat olursa olsun, ekser anasır ve envaından nümûneler, içinde vardır. Adeta kainatın bir hülâsası, bir çekirdeği hükmündedir. Elbette, o halde bir çekirdeği bütün bir ağaçtan, bir zîhayatı bütün rû-yi zeminden ince elekle eleyip ve en hassas bir mîzan ile ölçüp toplattırmak lazım geliyor. Ve madem esbab-ı tabiiye cahildir, camiddir; bir ilmi yoktur ki bir plan, bir fihriste, bir model, bir program takdir etsin, ona göre manevî kalıba giren zerratı eritip döksün, ta dağılmasın, intizamını bozmasın. Halbuki herşeyin şekli, hey’eti hadsiz tarzlarda olabildiği için, hadsiz had ve hesaba gelmez eşkaller, miktarlar içinde birtek şekil ve miktarda, sel gibi akan anasırın zerreleri dağılmayarak, muntazaman, miktarsız, kalıpsız, birbiri üstünde kitle halinde durdurmak ve zîhayata muntazam bir vücut vermek, ne derece imkandan, ihtimalden, akıldan uzak olduğu görünüyor. Elbette kimin kalbinde körlük yoksa görür. Evet, bu hakîkate binaen, * bu ayet-i azîmenin
HAŞİYE sırrıyla, bütün esbab-ı maddiye toplansa, onların ihtiyarları da olsa, birtek sineğin vücudunu ve o vücudun cihazatını mîzan-ı

HAŞİYE
Yani, "Allah’tan başka bütün çağırdığınız ve ibadet ettiğiniz şeyler toplansalar, bir sineği halkedemezler."

* Hac Suresi, 73.