Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım: İlk Hayatı

gökgürültüsü gibi bağırmanla beni korkutamazsın!’ Sebat ve metanetinin lisan-ı haliyle güya der: `Ey şimendifer, sen bir nizamın esirisin. Senin gemin, dizginin, seni gezdirenin elindedir. Senin bana tecavüz etmen haddin değil. Beni istibdadın altına alamazsın. Haydi yoluna git, kumandanının izniyle yolundan geç!"’
İşte ey bu şimendiferdeki arkadaşlarım ve elli sene sonra fenlere çalışan kardeşlerim! Bu masum çocuğun yerinde Rüstem-i İranî ve Herkül-ü Yunanî, o acîb kahramanlıklarıyla beraber tayy-ı zaman ederek o çocuğun yerinde burada bulunduklarını farzediniz. Onların zamanında şimendifer olmadığı için, elbette, şimendiferin bir intizam ile hareket ettiğine bir îtikadları olmayacak. Birden bu tünel deliğinden başında ateş ve nefesi gök gürültüsü gibi, gözlerinde elektrik berkleri olduğu halde birden çıkan şimendiferin dehşetli tehdit hücumuyla Rüstem ve Herkül tarafına koşmasına karşı, o iki kahraman ne kadar korkacaklar, ne kadar kaçacaklar; o harika cesaretleriyle bin metreden fazla kaçacaklar. Bakınız; nasıl bu dabbetü’i-arzın tehdidine karşı hürriyetleri, cesaretleri mahvolur. Kaçmaktan başka çare bulamıyorlar. Çünkü, onlar, onun kumandanına ve intizamına îtikad etmedikleri için, mutî bir merkep zannetmiyorlar. Belki, gayet müthiş, parçalayıcı, vagon cesametinde yirmi arslanı arkasına takmış bir nevî arslan tevehhüm ederler.
Ey kardeşlerim ve ey elli sene sonra bu sözleri işiten arkadaşlarım! İşte altı yaşına girmeyen bu çocuğa o iki kahramandan ziyade cesaret ve hürriyet veren ve çok mertebe onların fevkınde bir emniyet ve korkmamak haletini veren, o masumun kalbinde hakîkatin bir çekirdeği olan şimendiferin intizamına ve dizgini bir kumandanın elinde bulunduğuna ve cereyanı bir intizam altında ve birisi onu kendi hesabıyla gezdirmesine olan îtikadı ve itminanı ve îmanıdır. Ve o iki kahramanı gayet korkutan ve vicdanlarını vehme esir eden, onların, onun kumandanını bilmemek ve intizamına inanmamak olan cahilane îtikadsızlıklarıdır.
................
O iki temsilde, o iki acib kahramanın pek acib korku ve telaşlarına ve elemlerine sebep, onların adem-i îtikadları ve cehaletleri ve dalaletleri olduğu gibi; Risale-i Nur’un yüzer hüccetlerle ispat ettiği bir hakîkati-ki, bu risalenin mukaddemesinde bir-iki misali söylenmiş; mesele-şudur ki:
Küfür ve dalalet, bütün kainatı, ehl-i dalalete binler müthiş düşman taifeleri ve silsileleri gösteriyor. Kör kuvvet, serseri tesadüf, sağır tabiat elleriyle, Manzûme-i Şemsiyeden tut, ta kalbdeki verem mikroplarına kadar binler taife düşmanlar bîçare beşere hücum ettiklerini; ve insanın camî mahiyeti ve küllî istidadatı ve hadsiz ihtiyacatı ve nihayetsiz arzularına karşı mütemadiyen