Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

İkinci Madde: Maatteessüf Risale-i Nur’un, îmansız ve emansız cinnî ve insî düşmanları, onun çelik gibi metîn kal’alarına, elmas kılıncı gibi kuvvetli hüccetlerine mukabele edemediklerinden çok gizli desîseler ve hafì vasıtalarla, haberleri olmadan, yazanların şevklerini kırmak ve fütur vermek ve yazıdan vazgeçirmek cihetinde şeytancasına hücum edip darbe vuruyorlar. Husûsan burada ihtiyaç pekçok ve yazıcılar pek az, düşmanlar çok dikkatli, kısmen talebeleri mukavemetsiz olduğundan, bu memleketi, o Nurlardan bir derece mahrum ediyorlar.
Benim ile hakîkat meşrebinde sohbet etmek ve görüşmek isteyen adam, hangi risaleyi açsa, benim ile değil, hadim-i Kur’an olan Üstadıyla görüşür ve hakaik-ı îmaniyeden zevkle bir ders alabilir.

Sabri’nin mektubu yolda iken ve gelmeden evvel, o mektubun manevî tesiriyle bu ayeti ayetiyle beraber düşünürken, birden hatırıma geldi:
Risale-i Nur’un bu derece kuvvetli işarat-ı Kur’aniyeye ve şakirtlerinin bu kadar kıymetli beşarat-ı Kur’ aniyeye ve aktabların iltifatına mazhariyetinin sırrı ve hikmeti, musîbetin azameti ve dehşetidir ki, hiçbir eserin mazhar olmadığı bir kudsî takdir ve tahsin almış. Demek ehemmiyet, onun fevkalade büyüklüğünde değil, belki musîbetin fevkalade dehşetine ve tahribatına karşı mücahedesi az olduğu halde, gayet büyük bir ehemmiyet kesb etmiş ki, bu iki ayet de, işaret ve beşaret-i Kur’aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dairesine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler" diye müjde veriyor.
Evet, bazı vakit olur ki, bir nefer, gördüğü hizmet için bir müşirin fevkıne çıkar, binler derece kıymet alır...
On Dokuzuncu Sözün ahirinde beyan edilen Kur’an’daki tekrarın ekser hikmetleri, Risale-i Nur’da dahi cereyan ediyor. Bilhassa ikinci hikmeti, tam tamına vardır. O hikmet şudur ki: Herkes Kur’an’a muhtaçtır; fakat, herkes her vakit Kur’an’ı okumaya muktedir olamaz, fakat bir sûreye galiben muktedir olur. Onun için en mühim makasıd-ı Kur’aniye, ekser uzun sûrelerde derc edilerek, herbir sûre bir küçük Kur’an hükmüne geçmiş. Demek hiç kimseyi mahrum etmemek için, haşir ve Tevhid ve kıssa-i Mûsa gibi bazı maksatlar tekrar edilmiş. Aynı ehemmiyetli hikmet içindir ki; bazı defa haberim olmadan, ihtiyarım ve rızam olmadığı halde, bazı ince hakaik-ı îmaniye ve kuvvetli hüccetleri, müteaddit risalelerde tekrar edilmiş. Ben çok hayret ederdim: "Neden onlar bana unutturulmuş?" Sonra katî bir sûrette bildim ki, herkes bu zamanda Risale-i Nur’a muhtaçtır, fakat umûmunu elde edemez; elde etse de, tamam okuyamaz. Küçük bir Risale-i Nur hükmüne geçmiş bir risale-i camiayı elde edebilir ve ekser vakitlerde, muhtaç olduğu meseleleri

Ölü iken... (En’am Suresi:122.)