Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

sikkesiyle, Senin haşmet-i ulûhiyetine ve vahdâniyetine işaret ve şehâdette bulunmasın.
Ve on iki seyyâreden hiçbir seyyâre yıldız yoktur ki, hikmetli hareketiyle ve itaatli musahhariyetiyle ve intizamlı vazifesiyle ve ehemıniyetli peykleriyle Senin vücûb-u vücuduna şehâdet ve saltanât-ı ulûhiyetine işaret etmesin.
Evet, gökler sekeneleriyle, herbiri tek başıyla şehâdet ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla, derece-i bedâhette-ey zemin ve gökleri yaratan Yaratıcı! Senin vücûb-u vücuduna öyle zâhir şehâdet-ve ey zerrâtı, muntazam mürekkebâtıyla tedbîrini gören ve idâre eden ve bu seyyâre yıldızları manzum peykleriyle döndüren, emrine itaat ettiren!-Senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehâdet ederler ki, göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca nûrânî bürhanlar ve parlak deliller, o şehâdeti tasdik ederler.
Hem bu sâfì, temiz, güzel gökler, fevkalâde büyük ve fevkalâde süratli ecrâzzııyla, muntazam bir ordu ve elektrik lâmbalanyla süslenmiş bir saltanat donanması vaziyetini göstermek cihetiyle, Senin rubûbiyetinin haşmetine ve herşeyi îcad eden kudretinin azametine zâhir delâlet; ve hadsiz semâvâtı ihâta eden hâkimiyetinin ve herbir zîhayatı kucağına alan rahmetinin hadsiz genişliklerine kuvvetli işaret; ve bütün mahiûkàt-ı semâviyenin bütün işlerine ve keyfıyetlerine taallûk eden ve avucuna alan, tanzim eden ilmiıün herşeye ihâtasına ve hikmetinin her işe şümûlüne şüphesiz şehâdet ederler. Ve o şehâdet ve delâlet o kadar zâhirdir ki, güyâ yıldızlar, şâhit olan göklerin şehâdet kelimeleri ve tecessüm etmiş nûrânî delilleridirler.
Hem, semâvât meydanında, denizinde, fezâsındaki yıldızlar ise, mutî neferler, muntazam sefìneler, hârika tayyâreler, acâip lâmbalar gibi vaziyetiyle, Senin saltanât-ı ulûhiyetinin şâşaasını gösteriyorlar.
Ve o ordunun efrâdından bir yıldız olan güneşimizin seyyârelerinde ve zeminimizdeki vazifelerinin delâlet ve ihtânyla, güneşin sâir arkadaşlan olan yıldızların bir kısmı âhiret âleııılerine bakarlar ve vazifesiz değiller; belki bâkî olan âlemlerin güneşleridirler.

Ey Vâcibü’l-Vücud! Ey Vâhid-i Ehad!
Bu hârika yıldızlar, bu acîb güneşler, aylar, Senin mülkünde, Senin semâvâtında, Senin emrin ile ve kuvvetin ve kudretin ile ve Senin idâre