Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

ve nîmetler ve bu kadar fevkalâde masraflar ve ikramlar işaret, belki şehâdet eder ki: Misâfirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm, bütün ettiği masrafı ve ihsânı, Kendini sevdirnıek ve tanıttırmak neticesinin aksiyle, yani, bütün mahlûkàt tarafından, "Bize tattırdı, fakat yedirmeden bizi îdam etti" dememek ve dedirmemek ve saltanât-ı ulûhiyetini iskàt etmemek ve nihayetsiz rahmetini inkâr etmemek ve ettirmemek ve bütün müştak dostlanni mahrumiyet cihetinde düşmanlara çevirmemek noktalarından, elbette ve herhalde, ebedî bir âlemde, ebedî bir memlekette, ebedî bırakacak abdlerine, ebedî rahmet hazînelerinden, ebedî Cennetlerinde, ebedî ve Cennete lâyık bir sûrette meyvedar eşcar ve çiçekli nebatlar ihzar etmiştir. Buradakiler ise, müşterilere göstermek için nümûnelerdir.
Hem ağaçlar ve nebatlar, umûmen yaprak ve çiçek ve meyvelerinin kelimeleriyle Seni takdîs ve tesbih ve tahmîd ettikleri gibi, o kelimelerden herbirisi dahi aynca Seni takdîs eder. Husûsan meyvelerin bedî bir sûrette etleri çok muhtelif, sanatlan çok acîb, çekirdekleri çok hârika olarak yapılarak, o yemek tablalannı ağaçlann ellerine verip ve nebatların başlarına koyarak zîhayat misâfirlerine göndermek cihetinde, lisân-ı hâl olan tesbihâtları, zuhurca lisân-ı kàl derecesine çıkar. Bütün onlar Senin mülkünde, Senin kuvvet ve kudretinle, Senin irâde ve ihsãnâtınla, Senin rahmet ve hikmetinle musahhardırlar ve Senin herbir emrine mutîdirler.
Ey ,siddet-i zuhurundan gizlenmi,s ve ey kibriyâ-i azametinden tesettür etmi,s olan Sâni-i Hakîm ve Hàlık-c Rahîm!
Bütün eşcar ve nebâtâtın, bütün yaprak ve çiçek ve meyvelerin dilleriyle ve adediyle, Seni kusurdan, aczden, şerikten takdîs ederek hamd ü senâ ederim.

Ey Fâtır-ı Kadîr! Ey Müdebbîr-i Hakîm! Ey Mürebbî-i Rahîm!
Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tâlimiyle ve Kur’ân-ı Hakîmin dersiyle anladım ve îman ettim ki, nasıl nebâtât ve eşcar Seni tanıyorlar, Senin sıfat-ı kudsiyeni ve Esmâ-i Hüsnânı bildiriyorlar. Öyle de, zîhayatlardan ruhlu kısmı olan insan ve hayvanâttan hiçbirisi yoktur ki, cisminde gàyet muntazam saatler gibi işleyen ve işlettirilen dahilî ve haricî âzâlarıyla ve bedeninde gàyet ince bir nizam ve gàyet hassas bir mîzan ve gàyet mühim faydalar ile yerleştirilen âlât ve duygulanyla ve cesedinde gàyet sanatlı bir yapılış ve gàyet hikmetli bir tefriş ve