Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

gàyet dikkatli bir muvâzene içinde konulan cihazât-ı bedeniyesiyle, senin vücûb-u vücuduna ve sıfatlannın tahakkukuna şehâdet etmesin. Çünkü, bu kadar basîrâne nâzik sanat ve şuurkârâne ince hikmet ve müdebbirâne tam muvâzeneye, elbette, kör kuvvet ve şuursuz tabiat ve serseri tesâdüf kanşamazlar ve onlann işi olamaz ve mümkün değildir. Ve kendi kendine teşekkül edip öyle olması ise, yüz derece muhâl içinde muhâldir. Çünkü, o halde herbir zerresi, herbir şeyini ve cesedinin teşekkülünü, belki dünyada alâkadar olduğu herşeyini bilecek, görecek, yapabilecek, âdetâ ilâh gibi ihâtalı bir ilmi ve kudreti bulunacak. Sonra, teşkil-i cesed ona havâle edilir ve "Kendi kendine oluyor" denilebilir.
Ve heyet-i mecmuasındaki vahdet-i tedbîr ve vahdet-i idâre ve vahdet-i neviye ve vahdet-i cinsiye ve umûmun yüzlerinde göz, kulak, ağız gibi noktalardá ittifak cihetinde müşâhede edilen sikke-i fıtratta birlik ve herbir nevin efrâdı sîmâlannda görülen sikke-i hikmette ittihat ve iâşede ve îcadda beraberlik ve birbirinin içinde bulunmak gibi keyfiyetlerinden hiçbirisi yoktur ki, Senin vahdetine katî şehâdette bulunmasın. Ve herbir ferdinde, kâinata bakan bütün isimlerin cilveleri bulunmakla, vâhidiyet içinde Senin ehadiyetine işareti olmasın.
Hem, nasıl ki, insan ile beraber hayvanâtın, zeminin bütün yüzünde yayılan yüz bin envâı, muntazam bir ordu gibi teçhiz ve tâlimât ve itaat ve musahhariyetle ve en küçükten tâ en büyüğe kadar, Rubûbiyetin emirleri, intizaızıla cereyanlanyla o Rubûbiyetinin derece-i haşmetine; ve gàyet çoklukla beraber gàyet kıymetli; ve gàyet mükemmel olmakla beraber gàyet çabuk yapılmalan; ve gàyet sanath olmakla beraber gàyet kolay yapılışlanyla kudretinin derece-i azametine delâlet ettikleri gibi; şarktan garba, şimalden cenuba kadar yayılan, mikroptan tâ gergedana kadar, en küçücük sinekten tâ en büyük kuşa kadar bütün onlann nzıklannı yetiştiren rahmetinin hadsiz vüs’atine; ve herbiri emirber nefer gibi vazife-i fıtriyesini yapmak, zemin yüzü her baharda, güz mevsiminde terhis edilenler yerinde yeniden taht-ı silâha alınmış bir orduya ordugâh olmak cihetiyle hâkimiyetinin nihayetsiz genişliğine katî delâlet ederler.
Hem, nasıl ki hayvanâttan herbirisi, kâinatın bir küçük nüshası ve bir misâl-i musağğan hükmünde, gàyet derin bir ilim ve gàyet dakîk bir hikmetle, kanşık eczâları karıştırmayarak ve bütün hayvanların ayrı ayn sûretlerini şaşırmayarak, hatâsız, sehivsiz, noksansız yapılmalanyla, ilminin herşeye ihâtasına ve hikmetinin herşeye şümûlüne,