Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

Ey Kadîr-i Kayyûm!
Bütün zîhayat, zîruh, zîşuur, Senin mülkünde, yalnız Senin kuvvet ve kudretinle ve ancak Senin irâde ve tedbîrinle ve rahmet ve hikrzıetinle, rubûbiyetinin emirlerine teshîr ve fıtıf vazifelerle tavzif edilmişler. Ve bir kısmı, insanın kuvveti ve galebesi için değil, belki fıtraten insanın zaafı ve aczi için, Rahmet tarafından ona musahhar olmuşlar. Ve lisân-ı hâl ve lisân-ı kàl ile Sâni’lerini ve Mâbudlarını kusurdan, şerikten takdîs ve nîmetlerine şükür ve hamd ederek, herbiri ibâdet-i mahsûsasını yapıyorlar.

Ey ,siddet-i zuhurundan gizlenmi,s ve ey azamet-i kibriyâsından perdelenmi,s olan Zât-t Akdes!
Bütün zîruhların tesbihâtıyla Seni takdîs etmek niyet edip, diyorum.
Yâ Rabbe’l-Âlemîn! Yâ Ilâhe’l-Evvelîne ve’l-Âhirîn! Ya Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Arâdîn!
Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tâlimiyle ve Kur’ân-ı Hakîmin dersiyle anladım ve îman ettim ki; nasıl semâ, fezâ, arz, berr ve bahr, şecer, nebat, hayvan, efrâdıyla, eczâsıyla, zerrâtıyla Seni biliyorlar, tanıyorlar ve varlığına ve birliğine şehâdet ve delâlet ve işaret ediyorlar. Öyle de, kâinatın hulâsası olan zîhayat; ve zîhayatın hulâsası olan insan; ve insanın hulâsası olan enbiyâ, evliyâ, asfiyânın hulâsası olan kalblerin ve akıllann müşâhedât ve keşfıyât ve ilhâmât ve istihrâcâtla, yüzer icmâ ve yüzer tevâtür kuvvetinde bir katiyetle Senin vücûb-u vücuduna ve Senin vahdâniyet ve ehadiyetine şehâdet edip ihbar ediyorlar. Mu’cizât ve kerâmât ve yakînî bürhanlarıyla, haberlerini ispat ediyorlar.
Evet, kalblerde, perde-i gaybda ihtar edici bir Zâta bakan hiçbir hâtırât-ı gaybiye; ve ilhâm edici bir Zâta baktıran hiçbir ilhâmât-ı sâdıka; ve hakkalyakîn sûretinde sıfat-ı Kudsiye ve Esmâ-i Hüsnânı keşfeden hiçbir îtikàd-ı yakîne; ve enbiyâ ve evliyâda bir Vâcibü’1-Vücudun envânnı aynelyakîn ile müşâhede eden hiçbir nûrânî kalb; ve asfıyâ ve sıddıkînde bir Hàlık-ı Küll-i Şeyin âyât-ı vücûbunu ve berâhin-i vahdetini ilmelyakîn ile tasdik eden, ispat eden hiçbir münevver akıl yoktur

Seni tesbih ederiz, ey her canlı şeyi sudan Yaratan! (Enbiyâ Sûresi 30. âyetten iktibasla yapılan duâ)