Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

Hikem-i Ataiyyenin şu fıkrası, yani, "Cenab-ı Hakkı bulan, neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden, neyi kazanır?" Yani, "Onu bulan herşeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz. Bulsa da, başına bela bulur" ne derece alî bir hakîkat olduğunu gördüm ve -1- hadîsinin sırrını anladım, şükrettim.
İşte kardeşlerim, karanlıklı bu gurbetler çendan nûr-u îmanla nurlandılar; fakat yine bende bir derece hükümlerini icra ettiler ve şöyle bir düşünceyi verdiler:
"Madem ben garibim ve gurbetteyim ve gurbete gideceğim; acaba şu misafırhanedeki vazîfem bitmiş midir? Ta ki sizleri ve Sözleri tevkil etsem ve bütün bütün alakamı kessem," fikri hatırıma geldi. Onun için sizden sormuştum ki, "Acaba yazılan Sözler kafi midir, noksanı var mı? Yani, vazifem bitmiş midir? Ta ki rahat-ı kalble kendimi nurlu, zevkli, hakîki bir gurbete atıp, dünyayı unutup, Mevlana Celaleddîn’in dediği gibi, -2- deyip, ulvî bir gurbeti arayabilir miyim?" diye sizi o sualler ile tasdi’ etmiştim.
-3-
Said Nursî

1 O gariplere müjdeler olsun. (Keşfü’l-Hafa, 887.)

2 Semanın ne olduğunu bilir misin? O, varlıktan geçip fena-i mutlakta beka zevkini tatmaktır.

3 Baki olan yalnız Allah’tır.