nurla beni celb edip, topuzla dövmek mi istiyor?" diye telaş eder. Hem de, bazan arızalarla topuz kırıldığı vakit, nur dahi uçar veya söner.
İşte o bataklık ise, gafletkarane ve dalaletpîşe olan sefìhane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir. O sarhoşlar, dalaletle telezzüz eden mütemerridlerdir. O mütehayyir olanlar, dalaletten nefret edenlerdir, fakat çıkamıyorlar; kurtulmak istiyorlar, yol bulamıyorlar; mütehayyir insanlardır. O topuzlar ise, siyaset cereyanlarıdır. O nurlar ise, hakaik-ı Kur’aniyedir. Nura karşı kavga edilmez, ona karşı adavet edilmez. Sırf şeytan-ı racîmden başka ondan nefret eden olmaz. İşte, ben de nûr-u Kur’an’ı elde tutmak için,
-1- deyip, siyaset topuzunu atarak, iki elim ile nûra sarıldım. Gördüm ki, siyaset cereyanlarında, hem muvafıkta, hem muhalifte o nurların aşıkları var. Bütün siyaset cereyanlarının ve tarafgirliklerin çok fevkınde ve onların garazkarane telakkiyatlarından müberra ve safî olan bir makamda verilen ders-i Kur’an ve gösterilen envar-ı Kur’aniyeden hiçbir taraf ve hiçbir kısım çekinmemek ve ittiham etmemek gerektir.
Meğer dinsizliği ve zındıkayı siyaset zannedip ona tarafgirlik eden insan sûretinde şeytanlar ola veya beşer kıyafetinde hayvanlar ola...
Elhamdülillah, siyasetten tecerrüd sebebiyle, Kur’an’ın elmas gibi hakîkatlerini propaganda-i siyaset ittihamı altında cam parçalarının kıymetine indirmedim. Belki gittikçe o elmaslar kıymetlerini her taifenin nazarında parlak bir tarzda ziyadeleştiriyor.
-2-
Said Nursî
1 Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım.
2 "Bizi bu saadete eriştiren Allah’a hamd olsun. Yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler" derler. (A’raf Suresi: 43.)