Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

Yani, "Kur’an’ın hakaik-ı i’cazını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim; belki Kur’an’ın güzel hakîkatleri, benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi." Madem böyledir; hakaik-ı Kur’an’ın güzelliği namına, Sözler namındaki ayinélerinin güzelliklerini ve o ayinedarlığa terettüp eden inayat-ı İlahiyeyi izhar etmek, makbul bir tahdîs-i nîmettir.
Beşinci Sebep: Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki, o zat, eski velîlerin gaybî işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki, "Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’alar zulümatını dağıtacak." Ben, böyle bir nûrun zuhûruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat, çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nûranî zatlara zemin izhar ediyoruz. Madem kendimize ait değil; elbette Sözler namındaki nurlara ait olan inayat-ı İlahiyeyi beyan etmekte medar-ı fahr ve gurur olamaz; belki medar-ı hamd ve şükür ve tahdîs-i nîmet olur.
Altıncı Sebep: Sözlerin telifi vasıtasıyla Kur’ana hizmetimize bir mükafat-ı acile ve bir vasıta-i teşvik olan inayat-ı Rabbaniye, bir muvaffakıyettir. Muvaffakıyet ise izhar edilir. Muvaffakıyetten geçse, olsa olsa bir ikram-ı İlahî olur. İkram-ı İlahî ise, izharı bir şükr-ü manevîdir. Ondan dahi geçse, olsa olsa hiç ihtiyarımız karışmadan bir keramet-i Kur’aniye olur; biz mazhar olmuşuz. Bu nevî ihtiyarsız ve habersiz gelen bir kerametin izharı, zararsızdır. Eğer adi keramatın fevkıne çıksa, o vakit olsa olsa Kur’an’ın i’caz-ı manevîsinin şûleleri olur. Madem i’caz izhar edilir; elbette i’caza yardım edenin dahi izharı i’caz hesabına geçer, hiç medar-ı fahr ve gurur olamaz; belki medar-ı hamd ve şükrandır.
Yedici Sebep: Nev-i insanın yüzde sekseni ehl-i tahkik değildir ki, hakîkate nüfûz etsin ve hakîkati hakîkat tanıyıp kabul etsin. Belki, sûrete, hüsn-ü zanna binaen, makbul ve mûtemet insanlardan işittikleri mesaili taklîden kabul ederler. Hatta, kuvvetli bir hakîkati zaif bir adamın elinde zaif görür ve kıymetsiz bir meseleyi kıymettar bir adamın elinde görse, kıymettar telakki eder. İşte ona binaen, benim gibi zaif ve kıymetsiz bir bîçarenin elindeki hakaik-ı îmaniye ve Kur’aniyenin kıymetini, ekser nasın nokta-i nazarında düşürmemek için, bilmecburiye îlan ediyorum ki: İhtiyarımız ve haberimiz olmadan, birisi bizi istihdam ediyor; biz bilmeyerek bizi mühim işlerde çalıştırıyor. Delilimiz de şudur ki: Şuurumuz ve ihtiyarımızdan hariç bir kısım inayata ve teshîlata mazhar oluyoruz. Öyle ise, o inayetleri bağırarak îlan etmeye mecburuz.

İşte geçmiş Yedi Esbaba binaen, küllî birkaç inayet-i Rabbaniyeye işaret edeceğiz.
· BİRİNCİ İŞARET: Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Birinci Nüktesinde beyan edilmiştir ki, "tevafukat"tır.
Ezcümle, Mu’cizat-ı Ahmediye Mektubatında, Üçüncü İşaretinden ta On Sekizinci İşaretine kadar altmış sahife, habersiz, bilmeyerek-bir müstensihin nüshasında