Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

kadar hiç kimsede-çoklardan sorduğum halde-sû-i tesir ve aksülamel ve tahdiş-i ezhan gibi bir zarar vermedikleri, doğrudan doğruya bir işaret-i gaybiye ve bir inayet-i Rabbaniye olduğu bizce muhakkaktır.
ALTINCI İŞARET : Şimdi bence katiyet peyda etmiştir ki; ekser hayatım, ihtiyar ve iktidarımın, şuur ve tedbîrimin haricinde, öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garip bir sûrette ona cereyan verilmiş; ta Kur’an-ı Hakîme hizmet edecek olan bu nevî risaleleri netice versin. Adeta bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemat-ı ihzariye hükmüne geçmiş. Ve Sözler ile i’caz-ı Kur’an’ın izharı, onun neticesi olacak bir sûrette olmuştur. Hatta şu yedi sene nefyimde ve gurbetimde ve sebepsiz ve arzumun hilafında tecerrüdüm ve meşrebime muhalif, yalnız bir köyde imrar-ı hayat etmekliğim ve eskiden beri ülfet ettiğim hayat-ı içtimaiyenin çok rabıtalarından ve kaidelerinden nefret edip terk etmekliğim, doğrudan doğruya bu hizmet-i Kur’anìyeyi halis, safî bir sûrette yaptırmak için bu vaziyet verildiğine şüphem kalmamıştır. Hatta çok defa bana verilen sıkıntı ve zulmen bana karşı olan tazyîkat perdesi altında, bir dest-i inayet tarafından merhametkarane, Kur’an’ın esrarına hasr-ı fikir ettirmek ve nazarı dağıtmamak için yapılmıştır kanaatindeyim. Hatta eskiden mütalaaya çok müştak olduğum halde, bütün bütün sair kitapların mütalaasından bir men’, bir mücanebet rûhuma verilmişti; böyle gurbette medar-ı tesellî ve ünsiyet olan mütalaayı bana terk ettiren, anladım ki, doğrudan doğruya ayat-ı Kur’aniyenin üstad-ı mutlak olmaları içindir.
Hem, yazılan eserler, risaleler, ekseriyet-i mutlakası, hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, rûhumdan tevellüd eden bir hacete binaen, ani ve def’î olarak ihsan edilmiş. Sonra, bazı dostlarıma gösterdiğim vakit, demişler: "Şu zamanın yaralarına devadır. " İntişar ettikten sonra, ekser kardeşlerimden anladım ki, tam şu zamandaki ihtiyaca muvafık ve derde layık bir ilaç hükmüne geçiyor.
İşte ihtiyar ve şuurumun dairesi haricinde, mezkûr haletler ve sergüzeşt-i hayatım ve ulûmların envalarındaki hilaf-ı adet ihtiyarsız tetebbuatım, böyle bir netice-i kudsiyeye müncer olmak için, kuvvetli bir inayet-i İlahiye ve bir ikram-ı Rabbanî olduğuna bende şüphe bırakmamıştır.
YEDİNCİ IŞARET: Bu hizmetimiz zamanında, beş altı sene zarfında, bilamübalağa yüz eser-i ikram-ı İlahî ve inayet-i Rabbaniye ve keramet-i Kur’aniyeyi gözümüzle gördük. Bir kısmını On Altıncı Mektubda işaret ettik, bir kısmını Yirmi Altıncı Mektubun Dördüncü Mebhasının mesail-i müteferrikasında, bir kısmını Yirmi Sekizinci Mektubun Üçüncü Meselesinde beyan ettik. Benim yakın arkadaşlarım bunu biliyorlar. Daimî arkadaşım Süleyman Efendi çoklarını biliyor. Hususan Sözler’in ve risalelerin neşrinde ve tashîhatında ve yerlerine yerleştirmekte ve tesvîd ve tebyîzinde, fevkal me’mûl kerametkarane bir teshîlata mazhar oluyoruz; keramet-i Kur’aniye olduğuna şüphemiz kalmıyor. Bunun misalleri yüzlerdir.