Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı

yeniden hayat-ı kudsiye-i Islâmiye ile nev-i beşerin başına geçip, sulh ve müsâlemet-i umûmiyeyi temin edecek, inşaallah.
Risâle-i Nur’un âciz bir şâkirdi
Hüsrev

[Risale-i Nur’un vatana, millete ve Islâmiyete büyük hizmetini kabul ve takdir eden Başvekil Adnan Meneres’e Üstadın yazdığı bir mektup.]

Ben çok hasta olduğum ve siyasetle alâkasız bulunduğum halde, Adnan Meneres gibi bir Islâm kahramanı ile bir sohbet etmek isterdim. Hal ve vaziyetim görüşmeye müsaade etmediği için, o sûrî konuşmak yerine bu mektup benim bedelime konuşsun diye yazdım.
Gayet kısa birkaç esâsı, Islâmiyetin bir kahramanı olan Adnan Meneres gibi dindarlara beyân ediyorum:
Birincisi: Islâmiyetin pekçok kanun-u esâsîsinden birisi, âyet-i kerîmesinin hakîkatidir ki, "Birisinin cinayetiyle başkaları, akrabâ ve dostları mes’ul olamaz. " Halbuki şimdiki siyaset-i hâzırada particilik taraftarlığı ile bir câninin yüzünden pekçok mâsumların zararına rızâ gösleriliyor. Bir câninin cinayeti yüzünden, taraftarları veyahut arkabâları dahi şenî gıybetler ve tezyifler edilip birtek cinayet yüz cinayete çevrildiğinden, gayet dehşetli bir kin ve adâveti damarlara dokundurup, kin ve garaza ve mukabele-i bilmisile mecbur ediliyor. Bu ise, hayat-ı içtimâiyeyi tamamen zîr ü zeber eden bir zehirdir ve hariçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlamaktır. Iran ve Mısır’daki hissedilen hâdise ve buhranlar bu esastan ileri geldiği anlaşılıyor. Fakat onlar burası gibi değil; bize nisbeten pek hafif, yüzde bir nisbetindedir. Allah etmesin, bu hal bizde olsa, pek dehşetli olur.
Bu tehlikeye karşı çare-i yegâne, uhuvvet-i Islâmiyeyi ve esas Islâmiyet milliyetini o kuvvetin temel taşı yapıp, mâsumları himâye için, cânilerin cinayetlerini kendilerine münhasır bırakmak lâzımdır.

Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez. (En’am Suresi:164.)