Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı

evleri arandı, kendileri Afyon hapishânesinde çürütülerek çoluk çocukları sokaklarda sürünmeye mahkûm edildi.
Onun el yazması Kur’ân-ı Kerîm’i ile bunun tefsiri olan Risâle-i Nur parçaları , birer hıyânet-i vataniye evrâkı imiş gibi müsâdere edilip savcılıklara devredildi. Muhâkemesine mevkufen devam edilerek yirmi ay suçsuz yere hapishânede bırakıldı.
Öyle bir an geldi ki, bu vak’aların cereyan ettiği Afyon hapishânesi, Allah’a inanmaktan ve onun emirlerini yerine getirmekten gayri hiçbir suçu olmayan mâsum vatandaşlarla dolup taştı. Onlara revâ görülen zulüm, işkence; şeytanları bile dehşete düşürdü, ayyuka çıktı, vahşet halini aldı. Nasıl Kudüs-i Şerif Yahudîlerin vahşetine ve peygamberlere yapılan zulümlere sahne olmuşsa, Afyon şehri de, insan haklarının çiğnenip vatandaş haklarının çarmıha gerildiği ikinci bir şehir oldu.
14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın diktatöryası zîr ü zeber edilip çatır çatır yıkılırken, millet, kendi mukadderâtına hâkim olmaktan duyduğu hudutsuz bir sevinç içersinde bayram ediyor.
14 Mayıs’tan sonra herşeyin değişeceğini beklerken, yine görüyoruz ki, vâli ve kaymakamlar eski alışkanlıklarına devamdalar.
Taharrî memurları yine konuşan iki-üç vatandaşın peşinde ve yine Bediüzzaman’ın evi tarassud altında. Öyle ki, bir jandarma çavuşu bile elinde arama emri olmadan Türkiye Cumhuriyeti kanunlarıyla müeyyed bulunan mesken mâsuniyetine tecavüz ediyor. Ve bu cüretkâr, bir türlü ceza görmüyor. Yine Üstadın kılık kıyafetiyle uğraşılıyor, devr-i sâbıkta olduğu gibi, ziyâretine gelenler yine kaydedilip karakollara çağrılıyor.
Kendisini milletine hasreden seksen yaşındaki ihtiyar bir din âlimi öldürülmek isteniyor; hem de Ramazan Bayramı akşamı iftar yemeğine zehir konulmak sûretiyle.
Bu ne fecî, bu ne tahammül edilmez bir haldir. Tecrid edilmiş, dâimî bir tarussud altında, kapısında bekçi. O içerde ölümle başbaşa bırakılıyor.
Heyhât! Geliniz ey ehl-i Islâm! Hep beraber ağlaşalım. Hayır, hayır! Gözyaşlarıyla, feryad ile tedâvisi mümkün değil bu derdin... Allah için uğraşalım.
Nihat Yazar