Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı

İkinci mahkeme gününde, Risâle-i Nur külliyatından çok istifade eden birçok üniversite talebeleri ve ehl-i irfandan müteşekkil büyük bir kalabalık, mahkemeyi dinlemek üzere erkenden koridorları doldurmuşlardı. Üstad, alkışlarla, üniversiteli Nur Talebelerinin kollan arasında mahkeme salonuna girdi, maznun sandalyesine oturdu. Avukatlar da geldiler, yerlerini aldılar. Mahkeme salonunda müthiş bir izdiham vardı. Binlerce kişi mahkemeyi dinlemek üzere salona girmek istiyor; kalabalık, dalgalar halinde kapılardan taşıyordu. Bu hâdisenin zâhiri heybet ve ihtişâmının aksettirdiği mânâ, daha muazzam ve daha haşmetli idi. Islâmiyet nûrunun mücessem bir timsâl-i müşahhası olan Said Nursî’ye, dînî kültürden mahrum olarak yetiştirilen gençlik, tâzim ederek minnettarlığını ifade ediyordu. Güyâ lisân-ı halleriyle, "Ey yirminci asrın zulümâtını Kur’ân’ın nûruyla yaran, ehl-i Islâma nurlu ve beşâretli ufuklar gösteren, insanlığı fıtratına münâsip yüksek ve ebedî saadete dâvet eden büyük mücâhid! Insanlığa, bâhusus bu vatan evlâtlarına yaptığın büyük hizmeti, bizler şükranla karşılıyoruz. Ve istikbâl dahi seni takdirle yâd edecektir. Sen, mânen ölüme yüz tutan bir nesli mâneviyât âb-ı hayatına kavuşturan bir hekim olarak, çok kıymettar ve yüksek bir hizmet îfâ ettin. Yokluğa, ebedî şekâvete atılmak istenen bir milleti ve gelecek nesillerini, Kur’ân’ın nûruyla ebedî saadete ulaştırmaya ve Allah’a kavuşturmaya çalıştığını ve hayatını bu uğurda fedâ ettiğini biliyoruz.
Îmanlı nesiller seni takip edecektir;
Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir...
diyorlar.
Salondaki kalabalığın fazla olmasından, mahkemenin devamına imkân kalmamıştı. Intizâmı temine tahsis edilen polisler, halkın tehâcümüne mânî olamıyordu. Nihayet mahkeme reisinin halka hitâben, "Hoca Efendiyi seviyorsanız biraz meydan veriniz ki, mahkemeye devam edebilelim" demesi üzerine, halk çekilmeye başladı. Bu suretle, mahkemenin devamına imkân hâsıl oldu.
Gençlik Rehberi’ni basan matbaacı ve sonra polisler dinlendi. Daha sonra Üstad, ehl-i vukuf raporuna karşı îtiraz eyledi. Ikindi namazı vakti geçmek üzere olduğundan, Üstad namaz kılmak üzere müsaade istedi. Mahkeme Reisi, Üstadın bu ricâsını kabul ederek muhâkemeye nihayet verdi.
Üstad, genç üniversitelilerin ve kendisini candan seven talebelerinin kolları arasında koridorlardan geçerken, binlerce halk tarafından alkışlanıyor, kendisi de iki eliyle sevgili talebelerini selâmlıyordu. Adliye binâsının önünde üç-dört bin kişi toplanmış, Üstadı görmek üzere bekliyorlardı. Üstad, binlerce halkın alkış tûfânı arasında merdivenlerden indi. Bu arada heyecandan ağlayanlar da vardı. Bu izdiham arasında yaya yürümek kabil olmadığı için, Nur Talebeleri tarafından Üstad bir otomobile bindirilerek, Sultanahmed Camiine gidilmiş ve cemaatle namaz kılınarak ikametgâhına götürülmüştü.