Allah’ın nûruyla yıkanmış, ter temiz ve bem beyaz bir Müslüman. Bütün ömrü boyunca in’am-ı Hak olan hayatını, Türk milletinin salâh ve hakîki saadeti için vakfetmiş; emr-i Ilâhî olan rûhunu feleğin hakîki mâliki Allah’a teslim edinceye kadar aynı yolda yürümeye azmetmiş; binâ-i Sübhânî olan bedenini, yalnız Allah yolunda yıpratmış olan büyük bir Müslüman..Bugün, `Demokrasi vardır’ denilen bir gün, kalkıyor, yalnız `Allah’ diyor, `Kitap’ diyor, `Resûl’ diyor ve gençliğe, `Dikkat’ diyor. Der demez, arkasından savcı (dâvâyı açan savcı) yapışıyor, `Gel buraya! Suç işledin’ diyor.
"Ve âfâkı kapkara bir zulmet kaplamıştır.
"Fakat, bakın şu asîl ve necib ihtiyar Müslümana! Ne kadar sakin ve ne kadar rahattır. Zîrâ kesrette değil, vahdettedir. Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur. Belâ zindanında safâyı seyretmektedir. Cefâ sofrasında vefâ bulan, mazhar-ı tecellî olandır. Zîrâ eşya hakîkatlerinden haberdardır. Kesâfeti letâfete kalbetmiştir. Kanı çekilmiş damarlarında, kan yerine feyz-i Hak ve Nur cereyan etmektedir; ve savcı (dâvâyı açan savcı) bu Müslümanı kolundan yakalamış, hapse sürüklemektedir.
"Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr-i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın? Ne mi yaptı? Bakın; savcıya (dâvâyı açana) göre neler ve neler yaptı?
"Gençlik Rehberi adıyla bir kitap çıkardı.
"A. Lâikliğe aykırı hareket etti. Allah, din, îman lâikliğe aykırı olur mu? Olur. Peki, başka?
"B. Devletin içtimâî, iktisâdî, siyasî ve hukùkî temel nizamlarını dînî esaslara uydurmak istedi. Nasıl, niçin ve ne maksatla yaptı bunları?
"C. Şahsî nüfuz temin ve tesis etmek maksadıyla.
"Peki, ya siyasî menfaat kastı var mı acaba? Hayır, bu yok. Ehl-i vukuf da bu maksadı görmemiş. Savcı da bunu diyemiyor. Peki ammâ, mâdem ki siyasî menfaat kastı yokmuş, bu pîr-i fânînin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfuz temin etmek istesin?
"Savcı, `Ben orasını bilmem,’ diyor, `istiyor işte; hem, bunu böylece bilirkişiler de söylüyorlar.’
"Peki, nasıl yaptı bu işleri bu Müslüman?
"A. Dîni, dînî hissiyâtı ve dince mukaddes tanınan şeyleri âlet etmek sûretiyle.
"Nedir bu mukaddes tanınan şeyler? Islâm dîni, Müslümanlık hisleri, Allah kelimesinin kalbdeki haşyeti, Kur’ân, tefsir... Demek savcı bunları biliyor. Bunların mukaddesat olduğuna inanıyor.