"Ey benim azîz kahraman Üstadım! Muârızlarımız arttıkça kuvvetimiz çoğalıyor; Rabb-i Rahîmimize hadsiz şükürler olsun."
Evet, o bir zamanlar ki, karanlıklı, zulümâtlı ve eşedd-i zulüm ve istibdâd-ı mutlak devrinde, herkes susturulmuş; fakat tek bir kimse susmamış ve susturulamamış. Bu yektâ ve nâdir kimse olan Bediüzzaman’ın talebeleri de mağlûp edilememişlerdir.
Nur Talebeleri, evvelâ kendi îmanlarını kurtarmak, bununla beraber din kardeşlerinin de îmanlarını kurtarmak için Kur’ân-ı Hakîm’in yüksek ve parlak bir tefsiri olan Risâle-i Nur’u okumuşlar ve okutmuşlardır. Îmanlarını kurtarmaya çalıştıkları ve rızâ-i Ilâhî için Kur’ân’a ve îmâna Risâle-i Nur’la hizmet ettikleri sırada mâruz kaldıkları hücum ve taarruzlara hiç ehemmiyet vermeyerek, o gizli din düşmanlarının tasallutlarını, saldırışlarını kendileri için îman ve Kur’ân hesâbına bir kamçı ve bir teşvikçi hükmüne geçtiğine kanaat getirmişlerdir. Otuz senelik bu nevî hâdisâtın ve bu nevî tesirâtın neticeleri, bu millet-i Islâmiye muvâcehesinde meydandadır.
Işte, Risâle-i Nur’un yeni ve müştak talebeleri olan kardeşlerimiz, sizler de böyle bir Üstadın ve böyle bir eserin talebeleri olduğunuzdan, sizlerin de bu semerelere ve meyvelere mazhar olup, Nurlara daha ziyâde sarılarak, harâret ve iştiyâkınız daha fazla ziyâdeleşmiş olarak, Nurları sebat ve sadâkatle okumak derecesine nâil olacağınızdan, hem sizleri rûh u cânımızla tebrik ediyoruz, hem sizlere binler selâm ve duâlar edip, duâlarınızı bekliyoruz.
Nurlara olan taarruzların bir zararı olsa, yirmi faydası vardır. Elbette, yirmi kazanca karşı bir zarar, hiç hükmündedir. Taarruzlar ancak ve ancak Nurun neşriyat ve fütûhâtının genişlemesine, inkişâfına sebeptir ve millet-i Islâmiye nazarında îtimat ve emniyet kazanmasına medârdır.
Risâle-i Nur’un Anadolu genişliğinde ve âlem-i Islâm vüs’atinde ve Avrupa ve Amerika çapındaki maddî ve mânevî tesirât ve fütûhâtına ve neşriyatına şâhit olan Islâmiyet düşmanları, yine bâzı taarruzlar yapmışlar. Aldığımız haberlere göre, bu taarruzlardan sonra, husûsan Şark vilâyetlerinde, eskisine nazaran Nurun fütûhâtı on gün içinde on misli fazlalaşmış. Hem, böylelikle, halkın nazar-ı dikkati Risâle-i Nur’a ve Üstadımıza çevrilmiş; uyuyanlar uyanmış, tenbeller harekete gelmiş, ihtiyatsızlar ihtiyâta muvaffak olmuşlardır. Bu acı taarruzlar gelip geçici olmakla beraber, sırf bir korku ve evham yaymak kastıyla yapılan vesîleler ve desîseli manevralardır. Ahmak din düşmanları, güyâ Nur Talebelerini korkutmak sevdâsıyla, resmî kimseleri aldatıp tahrik ve âlet etmeye çalışıyorlar. Acaba o gafiller bilmiyorlar mı ki, bizler Nurun talebeleriyiz. Dinsizlerin, masonların, komünistlerin mâhiyeti gayet derecede zayıftır. Zâhiren kuvvetli gihi görünmeleri, serseri bir çocuğun bir hâneyi bir kibritle mahvetmesi gibi, tahribâtla iş görmelerindendir.