Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı

ISLÂMIYET DÜŞMANLARININ YAPTIKLARI TAARRUZ VE HILÂF-I
HAKÎKAT MENFÎ PROPAGANDALARINA MUKABIL
ÜNIVERSITE NUR TALEBELERI BIR AÇIKLAMASIDIR


Azîz, sıddîk kardeşlerimiz,
Imtihan ve gazânız geçmiş olsun der, sizi tebrik ederiz. Risâle-i Nur’un tahkîkî îman dersleriyle îman mertebelerinde terakkî ve teâli edip kuvvetli îmânı elden eden Nur Talebeleri için öyle taarruzlar, bir cihetten, bir imtihandır ve kömürle elması tefrik eden bir mihenktir. Nur Talebeleri için, Allah’a îman, Peygambere ittibâ ve Kur’ân-ı Kerîm’le amelden dolayı hapisler, bir medrese-i Yûsufiyedir, zulüm ve işkenceler birer kamçı, birer perçindir. Kader-i Ilâhî bize o hücumlarla işaret veriyor ki: "Haydi durma, çalış!" Kur’ân ve îman hizmeti uğrunda mahkemelerde konuşmak, Nur Talebelerince, bir dostu ile sohbet etmektir; karakollara götürülüp getirilmek, çarşı pazara gidip gelmekten farksızdır; kelepçeler, dînî cihâd-ı ekberin birer altın bileziğidirler; beşerin zulmen mahkûm etmesi ise, hakîkatte Hakkın berâet vereceğine bir delildir. Bütün öyle işkence ve zulümler, Nur Talebeleri için birer şeref madalyasıdır. Ne mutlu ki; otuz seneden beri, Nur Talebeleri ağabeylerimiz bu nîmetlere mazhar olmuşlar. Maalesef bizlere ki, bizler bu şereflere nâil olamadık ve olamayacağız da. Zîrâ, bunları kazandıran devir kapanmak üzeredir.
Risâle-i Nur, bu vatan ve millete emniyet ve âsâyişi temin eden ve kalblere birer yasakçı bırakan îmânî bir eserdir. Islâmiyet düşmanlarının tahrikâtıyla olan müteaddit mahkemelerde Risâle-i Nur’a berâetler verilmiş; Temyiz Mahkemesi ittifakla berâet kararını tasdik ederek, Risâle-i Nur dâvâsı kazıye-i muhkeme halini almıştır. Yirmi beş mahkeme de, "Risâle-i Nur’da suç bulamıyoruz" diye karar vermiştir. Otuz seneden beri yüz binlerle Nur Talebelerinin birtek vukuâtı görülmemiştir. Bunun için, Risâle-i Nur’un neşrine mânî olmaya çalışanlar, emniyet ve âsâyişin düşmanı ve vatan ve millet hâini anarşistlerin hesâbına bilerek veya bilmeyerek çalışanlardır. Risâle-i Nur’a ilişen hükûmet değildir; çünkü, emniyet ve zâbıta anlamış ki, Bediüzzaman ve Nur Talebelerinde siyasî bir gaye yoktur. Bunların meşguliyeti, sadece îman ve Islâmiyettir. Işte o gizli din düşmanlarının taarruzları karşısında Nur Talebeleri Risâle-i Nur’daki tahkîkî îman derslerinin verdiği îman kuvvetiyle, metîn, salâbetli ve mağlûp edilmez bir hizbü’i-Kur’ân ve fethedilmez bir kal’a halindedirler. Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur Talebelerinin Risâle-i Nur’a ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faaliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir. Bir talebesi, Üstadımıza şöyle yazmış: