hiçbir cihetle temasım olmadığını ispat ettiğim halde; bu müdafaatımı ve ispatımı hiç nazara almayarak, telif tarihiyle istinsah tarihlerini, hatta bir şahsa irsal eylediğim tarihleri dahi birbirine mağlata ile karıştırıp ve yirmi senelik işi, bir sene zarfında olmuş gibi görerek nakarat gibi, Isparta’daki evhamlı kararı hem sorgu hakimlerinin kararnamesinde, hem makam-ı iddianamesinde, hem bizi mahkûm eden mahkemenin son kararında aynen, haklı müdafaatımız nazara alınmadan tekrar edilmiş ve bizi mahkûm etmişlerdir. Ehl-i hak ve hakîkatı titreten bu haksızlığın bir an evvel ref’i ve Risale-i Nur’un masumiyetinin îlanını, şiddetle adliyenin en yüksek makamı olan mahkemeden beklerim. Eğer pek haklı ve kuvvetli bu feryadımı-farz-ı muhal olarak-adliyenin yüksek makamı işitip dinlemezse, şiddet-i me’yusiyetimden diyeceğim:
Ey beni bu belaya sevk edip, bu hadiseyi îcad eden mülhid zalimler! Madem ve herhalde manen ve maddeten beni îdam etmeye niyet etmiştiniz; neden umum mazlumların ve bîçarelerin hukuklarını muhafaza eden adliyenin çok ehemmiyetli haysiyetini rahnedar edecek entrikalarla, dolaplarla, adliyenin eliyle yürüdünüz? Doğrudan doğruya karşımda merdane çıkıp, "Senin vücudunu bu dünyada istemiyoruz" demeli idiniz.
Sorgu hakimlerinin dört aya yakın bir zamanda-yüz on yedi adamın isticvabı ve tahkikatıyla-meşgul olduğu bir meseleyi bir buçuk günde Ağır Ceza Mahkemesi gayet sathî bir nazarla bakıp, onların içindeki noksan ve hataları görmeyerek ve bilhassa Akademi Heyeti muvacehesinde izah ve ispat edeceğimi iddia ettiğim Risale-i Nur’daki mühim keşfiyat-ı maneviyeye ait ilmî müdafaatım esbab-ı mûcibe ile red ve cerh edilmeksizin, sathî bir nazarla hükümde istical ettiklerinden, hakperest ve adaletperver olmalarına, bu sathî nazar sebebiyle, pek yanlış olan bu kararın isabet-i kanuniyesi olmadığından, mûcib-i tetkik ve nakzdır.
NETİCE:
Bu babda duruşma evrakının ve bilhassa müsadere edilen matbû ve gayr-i matbû risalelerimin tetkik ve mütalaasından anlaşılacağı üzere, ilmî ve mantıkî ve kanunî bütün îtirazat ve müdafaatım nazar-ı teemmüle alınmamış, gerek Sorgu Hakimliğince ve gerek mahkemece esbab-ı mûcibe gösterilmeksizin, delilsiz ve kanunsuz, indî mütalaalarla açıktan reddedilmiş ve bu sebeple, otuz senedir Avrupa feylesoflarına ve medeniyetin sefih kısmına karşı Türk-İslam hukùkunu müdafaa eden ve tılsım-ı kainatın muammasını açan ve manevî keşfiyatı havî risalelerim müsadere olunduktan başka; ahval-i sıhhiyem noktasında tahammül edemeyeceğim cismanî ceza ile mahkûm edilmiş olduğumdan, gerek yukarıda serd edilen sebepler ve gerekse iddianameye karşı verdiğim îtiraznamem ve son celse-i muhakemede esasa dair "Beş Umde"yi havî tahriri takdim ettiğim ikinci îtiraznamem ve son müdafaatımda tafsilen izahata ve ilmî ve kanunî sebeplere ve indettetkik tesadüf buyurulacak nevakıs-ı kanuniyeye binaen, pek açık ve sarîh bir sûrette mazuriyetimi istilzam eden bu hükmünüzün nakzıyla, adaletin izharını heyetinizden beklerim.