Tarihçe-i Hayat Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı

edviye-i Kur’aniyeyi arayıp buluyorlar. Yalnız medar-ı maîşetim için, yeni huruf çıkmadan evvel, haşre dair bir risalemi tab ettirdim. Bunu da, bana karşı insafsız eski vali, o risaleyi tetkîk edip, tenkit edecek bir cihet bulamadığı için ilişemedi.
· Üçüncü Mesele: Benim bazı dostlarım, ehl-i dünya bana şüpheli baktıkları için, ehl-i dünyaya hoş görünmek için, benden zahiren teberrî ediyorlar, belki tenkit ediyorlar. Halbuki, kurnaz ehl-i dünya, bunların teberrîsini ve bana karşı içtinablarını, o ehl-i dünyaya sadakate değil, belki bir nevî riyaya, vicdansızlığa hamledip, o dostlarıma karşı fena nazarla bakıyorlar.
Ben de derim: Ey ahiret dostlarım! Benim Kur’an’a hizmetkarlığımdan teberrî edip, kaçmayınız. Çünkü, inşaallah, benden size zarar gelmez. Eğer faraza musîbet gelse veya bana zulmedilse, siz benden teberrî ile kurtulamazsınız. O hal ile musîbete ve tokata daha ziyade istihkak kesb edersiniz. Hem, ne var ki evhama düşüyorsunuz?
· Dördüncü Mesele: Şu nefiy zamanında görüyorum ki: Hodfüruş ve siyaset bataklığına düşmüş bazı insanlar, bana tarafgirane, rakîbane bir nazarla bakıyorlar. Güya ben de onlar gibi dünya cereyanlarıyla alakadarım.
Hey, efendiler! Ben îmanın cereyanındayım; karşımda îmansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alakam yok. O adamlardan ücret mukabilinde iş görenler, belki kendini bir derece mazur görüyor. Fakat, ücretsiz, hamiyet namına bana karşı tarafgirane, rakîbane vaziyet almak ve ilişmek ve eziyet etmek, gayet fena bir hatadır. Çünkü, sabıkan ispat edildiği gibi, siyaset-i dünya ile hiç alakadar değilim. Yalnız bütün vaktimi ve hayatımı hakaik-ı îmaniye ve Kur’aniyeye hasr ve vakfetmişim. Madem böyledir; bana eziyet verip rakîbane ilişen adam düşünsün ki, o muamelesi zındıka ve îmansızlık namına îmana ilişmek hükmüne geçer.
· Beşinci Mesele: Dünya madem fanidir, hem madem ömür kısadır, hem madem gayet lüzûmlu vazifeler çoktur, hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır, hem madem dünya sahipsiz değil, hem mademşu misafırhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir Müdebbîri var, hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır, hem madem sırrınca teklif i malayutak yoktur, hem madem zararsız yol, Zararlı yola müreccahtır, hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır; elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyevîye için bozmasın, malayanî şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafır telakki edip Misafırhane Sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selametle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin. HAŞİYE

HAŞİYE
Bu mademler içindir ki, şahsıma karşı olan zulümlere, sıkıntılara aldırmıyorum ve ehemmiyet vermiyorum, "Meraka değmiyor" diyorum ve dünyaya karışmıyorum.

Allah bir kimseye gücünün yettiğinden başka sorumluluk yüklemez. (Bakara Suresi: 286.)