Tarihçe-i Hayat Yedinci Kısım: Afyon Hayatı

otuz kırk sene evvel yazılmış müteşâbih hadîslerdir. Fakat ümmette, eskiden beri intişar eden bir kısmına, gerçi bâzı ehl-i hadîs bir zaafiyet isnad etmişler, fakat zâhirî mânâlan medâr-ı îtiraz olmasından sırf ehl-i îmânı şüphelerden kurtarmak için yazıldığı halde, bir zaman sonra onun hârika tevillerinin bir kısmı gözlere göründüğü için, biz onu mahrem tuttuk; tâ yanlış mânâ verilmesin. Sonra, müteaddit mahkemeler onu tetkik edip teşhirine sebep olmakla beraber, bize iâde ettikleri halde, şimdi beni tekrar onunla suçlu yapmak ne kadar adâletten, haktan, insaftan uzak olduğunu, bizi kanaat-i vicdâniye ile mahkûm edenlerin vicdanlarına ve onları dahi mahkeme-i kübrâya havâle ederek, deriz.
· Dokuzuncusu: Çok mühimdir; fakat, bizi mahkûm edenlerin Risâle-i Nur’u mütâlâalarının hatırı için, onları kızdırmamak fikriyle yazmadım.
· Onuncusu: Kuvvetli ve ehemmiyetlidir; fakat, yine onları küstürmemek niyetiyle şimdilik yazmadım. HAŞIYE

HAŞIYE
Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mu’cize-i kübrâ-i Mîrâciyla, cin ve inse ve melâikeye nübüvvetini gösterdi?i ve müşrikîne ve münâfiklara karşi erkân-i îmâniyenin kutbu olan Zât-i Zülcelâli, Cenneti ve Cehennemi bizzat gözüyle müşâhede edip, Muhammedü’i-Emîn ismiyle müsemmâ olan zât-i mübârekiyle, Cenâb-i Hakkin varli?ini ve haşri ve mahkeme-i kübrâyi bütün cin ve inse haber verdi?i gibi; Risâle-i Nur da, "Haşirdeki mahkeme-i kübrâya bir arzuhal" olan bu risâle i1e bu asrin îmânî, îtikadî olan istinad noktalari sarsildi?indan, şek ve şüpheye düşen ehl-i îmâna ve ehl-i vukùfa ve ehl-i hâkimlere, Cenâb-i Hakkin varli?ini ve adâletini, mahkeme-i kübrâyi ve haşri, âlem-i gaybi âlem-i şehâdete getirip, katiyen, aslâ şek ve şüphe olmayacak derecede dalâlete, küfr-ü mutlaka düşenlere Cehennemi ve ehl-i îmâna da Cenneti, bu dünyada gözlere göstermiştir. Bütün nev-i beşere îmân-i tahkîkîyi hakkalyakîn ispat etmiştir. Cenâb-i Hak, Risâle-i Nur müellifi Üstadimizdan ebediyen râzi olsun. Amin.
Küçük Ali

Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Suresi:173.)