Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Ben hem Risâle-i Nur’u, hem sizleri, hem kendimi Hüsrev ve Hıfzı ve Bartınlı Seyyid’in kıymettar müjdeleriyle hem tebrik, hem tebşîr ediyorum. Evet, bu sene hacca gidenler, Mekke-i Mükerremede Nurun kuvvetli mecmualarını büyük âlimlerin hem Arapça, hem Hintçe tercüme ve neşre çalışmaları gibi; Medîne-i Münevverede dahi o derece makbul olmuş ki; Ravza-i Mutahharanın Makber-i Saadeti üstünde konulmuş. Hacı Seyyid, kendi gözüyle Asâ-yı Mûsâ mecmuasını, kabr-i Peygamberî (a.s.m.) üzerinde görmüş. Demek makbul-ü Nebevî olmuş ve rızâ-i Muhammedî (a.s.m.) dairesine girmiş.
Hem niyet ettiğimiz ve buradan giden hacılara dediğimiz gibi, Nurlar, bizim bedelimize o mübârek makamları ziyâret etmişler; hadsiz şükür olsun. Nurun kahramanları bu mecmuaları tashihli olarak neşretmeleriyle, pekçok fâidelerinden birisi de, beni tashih vazifesinden ve merakından kurtardığı gibi; kalemle yazılan sâir nüshalara tam bir me’haz olmak cihetinde yüzer tashihçi hükmüne geçtiler. Cenâb-ı Erhamürrahimîn, o mecmuaların herbir harfine mukabil, onların defter-i hasenâtlarına bin hasene yazdırsın. Âmin.
Said Nursî
Azîz, sıddîk kardeşlerim ve hapis arkadaşlarım,
Evvela: Sûreten görüşmediğimizden merak etmeyiniz. Bizler, mânen her zaman görüşüyoruz. Benim ehemmiyetsiz şahsıma bedel, Nurdan elinize geçen hangi risâleyi okusanız veya dinleseniz, benim âdi şahsım yerine Kur’ân’ın bir hâdimi haysiyetiyle, benimle o risâle içinde sohbet edersiniz. Zâten, ben de sizinle, bütün duâlarımda ve yazılarınızda, alâkanızda, hayalimde görüşüyorum ve bir dairede beraber bulunmamızdan her vakit görüşüyoruz gibidir.
Sâniyen: Bu yeni medrese-i Yûsufiyedeki Risâle-i Nur’un yeni talebelerine deriz: Kuvvetli hüccetlerle, hattâ ehl-i vukùfu da teslime mecbur eden işaret-i Kur’âniye ile, "Nurun sâdık şâkirtleri, îman ile kabre girecekler." Hem, şirket-i mâneviye-i Nuriyenin feyziyle herbir şâkirt, derecesine göre umum kardeşlerinin mânevî kazançlarına ve duâlarına hissedar olur. Güyâ, âdetâ binler dil ile istiğfar eder, ibâdet eder. Bu iki fâide ve netice, bu acîb zamanda bütün zahmetleri, sıkıntıları hiçe indirir. Pekçok ucuz olarak o iki kıymettar kârları sâdık müşterilerine verir.
Said Nursî