Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Afyon müdâfaanâmesinin hem bize, hem bu Nurlara, hem bu memlekete, hem âlem-i Islâma alâkadar ehemmiyetli hakîkatleri var. Her halde bunu yeni hurufla beş on nüsha çıkarmak lâzımdır; tâ Ankara makamâtına gönderilsin. Bizi, tahliye ve tecziye etseler de hiç ehemmiyeti yok. Şimdi vazifemiz, o müdâfaâttaki hakîkatleri hem hükûmete, hem adliyelere, hem millete bildirmektir. Belki de kader-i Ilâhînin bizi bu dershâneye sevk etmesinin bir hikmeti de budur. Mümkün olduğu kadar çabuk, makine ile çıksın. Bizi bugün tahliye etseler, biz yine onu bu makamâta vermeye mecburuz. Sizi aldatıp tehir edilmesin; artık yeter. Aynı mesele için on beş senede üç defa, bu eşedd-i zulüm ve bahaneler ve emsâlsiz işkencelere karşı son müdâfaamız olsun. Mâdem, kanunen kendimizi müdâfaa etmek için sâbık mahkemelerde makineyi bize vermişler; burada o hakkımızı bizden hiçbir kanunla menedemezler. Eğer resmen çare bulmadınız ise, hariçten, bizim avukat herşeyden evvel bunun makine ile beş nüshasını çıkarsın; hem sıhhatine çok dikkat edilsin.
Said Nursî
Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Bugün benim pencerelerimi mıhlamalarının sebebi, mahpuslarla mürâfaa ve selâmlaşmamaktır. Zâhirde başka bahane gösterdiler. Hiç merak etmeyiniz. Bilâkis, benim ehemmiyetsiz şahsım ile meşgul olup Nurlara ve talebelerine çok sıkıntı vermediklerinden, benim, cidden ve kalben, onların şahsımı ihânetler ve işkencelerle tâzib etmeleri, Nurların ve sizlerin bedeline olduğu ve bir derece Nurlara ilişmemeléri cihetinde memnunum ve sabır içinde şükrederim; merak etmiyorum. Siz dahi hiç müteessir olmayınız. Gizli düşmanlarımız, memurların nazar-ı dikkatini şahsıma çevirmesinden, Nurların ve talebelerinin selâmet ve maslahatları noktasında bir inâyet ve bir hayır var, diye kanaatim var. Bâzı kardeşlerimiz hiddet edip dokunaklı konuşmasınlar. Hem, ihtiyatla hareket etsinler ve telâş etmesinler. Hem, herkese bu meselede bahis açmasınlar; çünkü safdil kardeşlerimiz ve ihtiyâta daha alışmayan yeni kardeşlerimizin sözlerinden mânâ çıkaran câsuslar bulunur; habbeyi kubbe yapar, ihbar edebilir. Şimdi vaziyetimiz şaka kaldırmıyor. Bununla beraber hiç endişe etmeyiniz; biz, inâyet-i Ilâhiye altındayız ve bütün meşakkatlere karşı kemâl-i sabırla, belki şükürle mukabele etmeye azmetmişiz. Bir dirhem zahmet, bir batman rahmet ve sevâbı netice verdiğinden şükretmeye mükellefiz.
Said Nursî