bîçare ve ehemmiyetsiz îtikad eden bir adam hakkında, bâzı hâlis kardeşleri, Risâle-i Nur’dan aldıkları fevkalâde kuvve-i îmâniyeyi, onun tercümanı olan o bîçareye-tercümanlık münâsebetiyle-Nurların bâzı fazîletlerini ona isnad etmek ve hiçbir siyaset hatırına gelmeyerek yüksek makamlar vermek ve haddinden bin derece ziyâde hüsn-ü zan etmek; eskiden beri, üstad ve talebeler mâbeyninde cârî ve itiraz edilmeyen bir makbul âdet ile, teşekkür mânâsında pek fazla medh ü senâ etmek, hiçbir kanunla suç olabilir mi? Gerçi mübâlâğa îtibâriyle hakîkate bir cihette muhâliftir; fakat, kimsesiz, garip ve düşmanları pekçok ve onun yardımcılarını kaçıracak çok esbab varken, insafsız çok mûterizlere karşı, sırf yardımcılarının kuvve-i mâneviyelerini takviye etmek ve kaçmaktan kurtarmak ve mübâlâğalı methedenlerin şevklerini kırmamak için, onların medihlerini Nura çevirip bütün bütün reddetmediği halde, onun bu kabir kapısındaki hizmet-i îmâniyesini dünya cihetine çevirmeye çalışan bâzı resmî memurların ne derece kanundan, insaftan uzak düştükleri anlaşılır.
Said Nursî
Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Evvela : Hiç telâş ve merak etmeyiniz. Hakkımızdaki her hâdisede, hem perde altında, hem neticeler îtibâriyle, hem rahmet ve inâyetin iltifatları ve tebessümleri, hem kader ve kısmetin ve adâlet ve şefkatin terbiyeleri var olduğu katî ve mükerrer tecrübelerle tahakkuk ettiğinden, biz, en acı vaziyet ve sıkıntılara karşı, kemâl-i sabır içinde şükür etmekle mükellefiz. Ve cildleri ve derileri soyulan Cercis Aleyhisselâm gibi, binler, milyonlar hakîkat mücâhidlerinin hakaik-ı îmâniyenin kudsî hizmetinin bir nümûnesine mazhar olan Nur Şâkirtlerinin çektikleri zahmetler, o eski zâtların zahmetlerine nisbeten binde bir olmaz. Ve ücret ve kazanç cihetinde, inşaallah birdirler ve beraberdirler.
Sâniyen: On bir defa bana sû-i kast eden ve dört defa mahkemeleri aleyhimize sevk edip üç defa hapse sokan gizli düşmanlarımızın Nurlar hakkında plânları akîm kaldığından, bütün desîseleriyle, ehemmiyetsiz şahsıma karşı sıkıntı, tecrid-i mutlak ve kimse ile temas etmemek ve damarıma dokundurmakla işkenceler verdirmeye çalışıyorlar. Ben de, o işkencelerin altında inâyetin iltifâtını görüp tahammül ederek şükrederim. Zannederim, herbirinizden vücutça on derece zaif ve on derece ziyâde sıkıntılarıma karşı tahammülüm, sizin gibi kuvvetli ve âlicenab zâtların, küçücük ve geçici ve cüz’î sıkıntılarınızı nazarınızda hiçe indirir diye, daha size tesellî vermeye lüzûm görmüyorum.