istifsardan pişman olarak
-1- dediler. Sonra vakta ki istidatlarının adem-i camiiyetinden dolayı, melaikenin aczi zahir oldu; makamın iktizası üzerine, adem’in iktidarının beyanı icap etti ki, muaraza tamam olsun. Bunun için,
-2- hitabıyla adem’e ferman etti. Sonra, vakta ki mesele tebeyyün etti ve hikmetin sırrı zahir oldu, geçen cevab-ı icmalinin bu tafsilata netice kılınması makamın iktizasından olduğuna binaen,
-3- Yani, "Sizin ketmettiğiniz şeyi bilirim."
Pu mukavele ve mükalemeden anlaşılıyor ki, İblisin enaniyeti, kibri, melaikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır.
Üçüncü vecih: Cümlelerin heyet ve nükteleri:
Yani, Cenab-ı Hak, adem’i (a.s.) bütün kemalatın mebadisini tazammun eden ali bir fıtratla tasvir etmiştir ve bütün maalinin tohumlarına mezraa olarak yüksek bir istidatla halk etmiştir ve mevcudatı ihata eden ulvi bir vicdan ve ihatalı on duyguyla teçhiz etmiştir ve bu üç meziyet sayesinde, bütün hakaik-i eşyayı öğretmeye hazırlamıştır, sonra bütün esmayı kendisine öğretmiştir. Demek bu cümlenin evvelindeki
şu mukadder olan üç cümleye işarettir.
-4- : Bu kelimenin ihtiyar edilmesi, ilmin ulüvv-ü kadrine ve kadrinin yüksek derecesine ve hilafete mihver olduğuna işarettir.
Ve keza, esmanın tevkifine, yani Pari’ tarafından bildirilmiş olduğuna remzdir. Zaten esma ile müsemmeyat arasında takip edilen münasebat-ı vaz’iye, bunu teyid ediyor.
Ve keza, mucizenin vasıtasız Allah’ın fiili olduğuna imadır. Fakat felasifeye göre harikalar, ervah-ı harikanın fiilidir.
1 Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Suresi: 32.)
2 Cenab-ı Hak dedi ki: "Ya Adem onlara bu varlıkların isimlerini bildir." (Bakara Suresi: 33.)
3 Cenab-ı Hak dedi ki: "Size demedim mi, Ben göklerin ve yerin gizliliklerini de bilirim, sizin açığa vurduklarınızı ve gizlediklerinizi de bilirim" (Bakara Suresi: 33.)
4 Öğretti.