İşârâtü'l-İ'câz Bakara Sûresinin otuzuncu âyetinin tefsiri

-1- kelimesinin -2- kelimesine tercihen zikri, melaikenin medar-ı şüphe ve mucib-i istifsarları, halk ve icad fiili değildir. Zira vücut, hayr-ı mahzdır. Halk, Allah’ın fiilidir; Allah’ın fiili, layüs’eldir. Ancak melaikeyi şüpheye davet eden ve istifsarlarına mucip olan, ’dir. Yani, Cenab-ı Hakkın, beşeri, arzın tamirine tahsis etmesidir.
-3- ’deki ’nin ’ya tercihi; beşerin yer üstünde olduğu, kelimesinin manasına muvafık ve münasip iken, tercihan ’nin zikredilmesi, beşerin bir ruh gibi arzın cesedine nefh ve nüfuz ettiğine ve beşerin ölüp inkıraz etmesiyle arzın yıkılmasına işarettir.
-4- Bu tabir, arzın, insanların hayatına elverişli şeraiti haiz olmazdan evvel arzda idrakli bir mahlukun bulunmuş olduğuna ve o mahlukun hayatına, o zamandaki arzın evvelki vaziyetleri muvafık ve müsait bulunduğuna işarettir. tabirinin bu manaya delaleti, mukteza-yı hikmettir. Amma meşhur olan manaya nazaran, o idrakli mahluk, cinlerden bir nevi imiş; yaptıkları fesattan dolayı insanlarla mübadele edilmişlerdir.
-5-
Bu cümle, müste’nifedir. Bu isti’naftan anlaşılıyor ki, Cenab-ı Hakkın melaike ile olan hitabı, samii şöyle bir suale mecbur etmiştir ki: "Acaba, melaikeler komşuluklarına gelecek insanları nasıl karşılayacaklardır? Hem onlarla beraber olmaya ve komşu olmaya rızaları var mıdır? Hem fikirleri nedir?" Kur’an-ı Kerim, -6- cümlesiyle o suali cevaplandırmıştır.

1 Yapan.

2 Yaratan.

3 Dünyada.

4 Halife.

5 Yerde fesad yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın ? dediler.

6 Yaratacak mısın?