İşârâtü'l-İ'câz Bakara Sûresinin otuzuncu âyetinin tefsiri

şeklinde zikredilmesi, tesbihin melaikeye bir seciye olduğuna ve melaikenin tesbihata mülazım ve müdavim olduklarına işarettir.
-1- : "Bizler, bütün ibadetlerin Sana mahsus olduğunu kainata ilan ve Cenab-ı Uluhiyetine layık olmayan şeylerden münezzeh olduğuna iman ve bütün evsaf-ı, azamet ve celal ile muttasıf olduğuna itikad ediyoruz."
-2- : Bu , ya sıladır, bir manayı ifade etmez veya ta’lil ve sebebiyet içindir.
Birinci ihtimale göre takdirinde olur. Yani, "Seni takdis ve tathir ediyoruz" demektir. İkinci ihtimale nazaran, takdirinde olur. Yani, "Biz, nefislerimizi, fiillerimizi günahlardan temizlemekle beraber, kalblerimizi masivandan çeviriyoruz" demektir.
Bu ise, iki rezileyi cem’ ve birbirine atfeden -3- ’deki ’ın aksine ve inadına olarak, biri takdis, diğeri tesbih, iki fazileti cem’ ve birbirine atfediyor.
-4-
Bu cümle, melaikenin istifsarından sonra, "Acaba Cenab-ı Hak, istifsarlarına nasıl cevap verdi ve taaccüplerini neyle izale etti? Ve beşerin onlara tercihindeki hikmet nedir?" diye samiin kalbine gelen suale icmali bir cevaptır; tafsili sonra gelecektir.
-5- ’deki -6- tahkiki ifade etmekle tereddüt ve şüpheyi def etmek içindir. Bu ise, müsellem olmayan nazari hükümlerde olur. Halbuki burada Allah’ın, halkın bilmediklerini bilmesi müsellem ve bedihi bir hükümdür; haşa, melaikenin bu hükümde tereddütleri yoktur. Binaenaleyh, burada bu Kur’an-ı Kerimin icaz için ihtisaren icmal ettiği birkaç cümleye işarettir.

1 Hamdinle tesbih ediyoruz.

2 Ve seni takdis ediyoruz.

3 Fesad çıkarıyor.

4 Rabbin de, "sizin bilmediğinizi ben biliyorum" dedi.

5 Ben biliyorum.

6 Muhakk ki.