ve emsâli duâlarının kabulüyle ve şefaatıyle ve Risâle-i Nur’u devamlı okumakla, ben, dehşetli mânevî hastalıklardan nasıl kurtulmuşsam, sizler de o mübârek daire-i kudsiyeye dehâlet ettiğinizde, dünyevî ve uhrevî dertlerden, ateşlerden kurtulacak ve evlât ve ıyâlinizin bir nevî çobanı olmak hasebiyle, o sevgililerinizi de kurtaracaksınız. Ve Nurlara çalışmakla, herbirerleriniz, maddî ve mânevî felâh ve saadete nâil olacaksınız. Böyle olan milyonlarla Nur Talebeleri, bu hakîkate şâhittirler.
Ey Nurcular! Allah’ ın sizlere ihsan ettiği ezelî lütfuna karşı secde-i şükrandan başınızı kaldırmayınız. Gecenin soğuğuna aldırmayınız. Sizlere lütfu hiçbir hususta esirgemeyen Rabb-i Rahîme, gecenin bu mübârek saatlerinde kalkarak, vazife-i şükrü edâ ediniz. Ve bâzıların düştüğü, istikbâli düşünmek derdiyle maîşeti sarsan hâdiseler karşısında titremeyiniz, korkmayınız. Nurun kudsî kerâmât ve imdâdını müşâhede ediniz.
Dünya fânîdir, binler sene yaşamak olsa, bâkî olan hayat-ı uhreviyenin yanında, hiç ender hiç mesâbesindedir. Fakat fânî olmakla beraber, bâkî hayatın bâkî meyvelerini verecek bir mezraasıdır. Fırtınaların şiddeti, havanın dehşeti sizleri sarsmasın, korkutmasın. Bu mübârek mezraaya en mübârek ve nurânî ve verimli ve bereketli olan Nur tohumlarını ekiniz. Zîra "Eken biçer," atalarımızdan kalma mübârek bir sözdür.
Ey Nurcular! Din düşmanlarının hücumlarından katiyen sarsılmayınız, fütur getirmeyiniz; çalışınız, çalışınız, çalışınız! Ve katiyen inanınız ki, Nurun şefaati; Nurun duâsı, Nurun hizmeti sizleri kurtaracaktır.
Kardeşiniz Mustafa Osman
Azîz. sıddîk kardeşlerim,
Geçen kışta bana karşı sû-i kastların, inâyet-i Ilâhiye ile ve duânız yardımıyla gelen sabır ve tahammülüm neticesinde akîm kalan plânı pek geniş bir tarzda olduğuna delil ise: Bu yakında Reisicumhur, Afyon’da demiş: "Bu vilâyette dînî cihette bir karışıklık çıkacağını zannederek..."
Demek, gizli komite beni sıkıştırmakla bir hâdise çıkarmak istiyordular. Bir ecnebî müdâhalesi hesâbına ve Müslümanlar ve vatandaşlar arasında, bütün bütün kanunsuz ve keyfì bir tarzda, damarıma şiddetle dokunan ihânetler ve sıkıntılarla tâzibleri, onlara dünyada tam zarar, âhirette Cehennem ve sakar; ve bize, dünyada