Evet, hariçte iki dehşetli cereyâna karşı, bu kahraman millet, Kur’ân kuvvetiyle dayanabilir. Yoksa, küfr-ü mutlakı, istibdâd-ı mutlakı, sefâhet-i mutlakı ve ehl-i nâmusun servetini serserilere ibâhe etmesini âlet ederek dehşetli bir kuvvetle gelen bir cereyânı durduracak, ancak Islâmiyet hakîkatiyle mezc olmuş, ittihad etmiş ve bütün mâzideki şerefini Islâmiyette bulmuş olan bu milletteki din kuvveti ve îman bütünlüğüdür.
Evet, bu milletin hamiyetperverleri, milliyetperverleri herşeyden evvel bu mümteziç, müttehid milliyetin can damarı hükmünde olan hakaik-ı Kur’âniyeyi terbiye-i medeniye yerine ikame etmek ve düstur-u hareket yapmakla o cereyânı durdurur, inşâallah.
Ikinci cereyan: Eğer siz, hamiyetperver, milliyetperver adamlar gibi, şimdiye kadar cereyan eden ve medeniyet hesâbına mukadesâtı çiğneyen usûlleri muhâfazaya çalışıp, üç dört şahsın inkılâp nâmında yaptıkları icraatı esas tutarak mevcud haseneleri ve inkılâp iyiliklerini onlara verip ve mevcud dehşetli kusurlar millete verilse, o vakit üç dört adamın seyyiesi üç dört milyon seyyie olup bu kahraman ve dindar milleti ve Islâm ordusu olan Türk milletinin geçmiş asırlardaki milyarlar şerefli merhum ordúlarına ve milyonlarla şehidlerine ve milletine büyük bir muhâlefet ve ervâhına bir mânevî azap ve şerefsizlik olmakla beraber; o üç dört inkılâpçı adamın pek az hisseleri bulunan ve millet ve ordunun kuvvet ve himmetiyle vücud bulan haseneleri o üç dört adama verilse, o üç dört milyon iyilikler, üç dört haseneye inhisar adip küçülür, hiçe iner; daha dehşetli kusurlara keffâret olamaz.
Sâlisen:
Size karşı elbette çok cihetlerde dahilî ve hâricî muârızlar var. Eğer bu muârızlarınız hakaik-ı îmâniye nâmına çıksaydı, birden sizi mağlûp ederdi. Çünkü bu milletin yüzde doksanı, bin senedén beri an’ane-i Islâmiye ile, ruh ve kalb ile bağlanmış. Zâhiren muhâlif fıtratındaki emre itaat cihetiyle serfürû etse de, kalben bağlanmaz.
Hem, bir Müslüman, başka milletler gibi değil. Eğer dînini bıraksa anarşist olur, hiçbir kayıt altında kalamaz; istibdâd-ı mutlaktan, rüşvet-i mutlakadan başka hiçbir terbiye ve tedbirle idare edilmez. Bu hakîkatin çok hüccetleri, çok misalleri var. Kısa kesip sizin zekâvetinize havâle ediyorum.
Bu asrın Kur’ân’a şiddet-i ihtiyacını hissetmekte Isveç, Norveç, Finlandiya’dan geri kalmamak, size elzemdir; belki onlara ve onlar gibilere rehber olmak vazifenizdir. Siz, şimdiye kadar gelen inkılâp kusurlarını üç dört adamlara verip, şimdiye kadar umûmi harb vesâir inkılâpların icbârıyla yapılan tahribâtları-husûsan an’ ane-i dîniye hakkında-tâmire çalışsanız, hem size istikbâlde çok büyük bir şeref ve âhirette büyük kusurâtlarınıza keffâret olup, hem vatan ve millet hakkında menfaatli hizmet ederek milliyetperver, hamiyetperver nâmına müstehak olursunuz.