Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı

Râbian: Mâdem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; ve mâdem siz de herkes gibi kabre koşuyorsunuz; ve mâdem o katî ölüm ehl-i dalâlet için îdâm-ı ebedîdir, yüz bin cemiyetçilik ve dünyaperestlik ve siyasetçilik onu tebdil edemez; ve mâdem Kur’ân, o îdâm-ı ebedîyi, ehl-i îman için terhis tezkeresine çevirdiğini güneş gibi ispat eden Risâle-i Nur elinize geçmiş ve yirmi seneden beri hiçbir feylesof, hiçbir dinsiz ona karşı çıkamıyor, bilâkis dikkat eden feylesofları îmâna getiriyor ve bu on iki sene zarfında dört büyük mahkemeniz ve feylesof ve ulemâdan mürekkeb ehl-i vukufunuz, Risâle-i Nur’u, tahsîn ve tasdik ve takdir edip, îman hakkındaki hüccetlerine îtiraz edememişler ve bu millet ve vatana hiçbir zararı olmamakla beraber, hücum eden dehşetli cereyanlara karşı sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’ânî olduğuna Türk milletinden husûsan mektep görmüş gençlerden yüz bin şâhit gösterebilirim; elbette benim size karşı bu fıkrimi tam nazara almak, ehemmiyetli bir vazifenizdir. Siz dünyevî çok diplomatları her zaman dinliyorsunuz; bir parça da âhiret hesâbına konuşan benim gibi kabir kapısında vatandaşların hâline ağlayan bir bîçareyi dinlemek lâzımdır.
Bu istidâ, yirmi seneden beri hiç mürâcaat etmediğim halde, bir hiddet zamanında bir defa olarak beni tâzib eden Dahiliye Vekili Hilmi’ye hitaben yazılmış, berâ-i mâlûmât Afyon Emniyet Müdürüne gönderilmiş. Mânâsız, lüzûmsuz dört beş defa bana sıkıntı verdiler. "Senin yazın böyle değil, kim sana böyle yazmış?" diye resmen beni karakola çağırdılar. Ben de dedim: "Böylelere mürâcaat edilmez, yirmi sene sükûtum haklı imiş."
Ey Emirdağ hükûmeti ve zâbıtası! Bu hasb-i hali bir sene evvel yazmıştım. Fakat vermedim, sakladım. Şimdi, beş cihetle kanunsuz beni husûsi ikametgâhımda bir hizmetçiden men’ ve müdâhale etmeleri gibi dünyada emsâlsiz bir tarzda beni istibdâd-ı mutlak altına alıyorlar. Kanun nâmına kanunsuzluk edenleri, insafa gelmek fikriyle izhâr ediyorum.


Azîz, sıddîk kardeşim ve bu fânî dünyada hamiyetli ve ciddî bir arkadaşım,
Evvelâ, bütün dostlarım ve hemşehrilerimden, en ziyâde zâtınız ve bâzı Erzurumlu zâtların benim bu işkenceli ve mazlumiyet hâletimde şefkatkârâne ciddî alâkadarlığınıza ve imdâdıma fikren koşmanıza cidden çok minnettarım ve âhir ömrüme kadar unutmayacağım. Size bin mâşâallah ve bârekâllah derim.
Sâniyen, mesleğime ve Risâle-i Nur’dan aldığım dersime bütün bütün muhâlif olarak ve on seneden beri fânî dünyanın geçici, ehemmiyetsiz hâdiselerine