Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı

bakmamak olan bir düstur-u hayatıma da münâfi olarak, sırf senin hatırın ve merak ettiğin ve bu defaki uzun mektubun için, vaziyetime ve zâlimlerin işkencelerine âit birkaç maddeyi beyân edeceğim.
Birincisi: Otuz sene evvel Dârü’i-Hikmette âza iken birgün arkadaşımızdan ve Dârü’i-Hikmet âzâsından Seyyid Sâdeddin Paşa dedi ki: "Katî bir vâsıta ile haber aldım; kökü ecnebîde ve kendisi burada bulunan bir zındıka komitesi senin bir eserini okumuş, demişler ki, `Bu eser sahibi dünyada kalsa, biz mesleğimizi, yani zındıkayı (dinsizliği) bu millete kabul ettiremeyeceğiz. Bunun vücudunu kaldırmalıyız’ diye, senin îdâmına hükmetmişler; kendini muhâfaza et." Ben de, "Tevekkeltü Alellah, ecel birdir, tegayyür etmez" dedim.
Işte bu komite, otuz sene, belki kırk seneden beri hem tevessü’ etti, hem benimle mücâdelede herbir desîseyi istimâl etti. Iki defa imhâ için hapse ve on bir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar. En son dehşetli plânları, sâbık dahiliye vekilini ve Afyon’un sâbık vâlisini ve Emirdağ’ının sâbık kaymakam vekilini aleyhime sevk etmeleriyle, resmî hükûmetin nüfûzunu bütün şiddetiyle aleyhimde istimâl etmeleridir. Benim gibi zayıf, ihtiyar, merdumgiriz, fakir, garip, hizmete çok muhtaç bir bîçareye o üç resmî memurlar, aleyhimde öyle bir propaganda yapmış ve herkesteki korku o dereceye varmış ki, bir memur bana selâm etse, haber aldıkları vakit değiştirdikleri için, casusluktan başka hiçbir memur bana uğramadığını ve komşularımın da bâzıları korkularından hiç selâm etmediklerini gördüğüm halde, inâyet ve hıfz-ı Ilâhî bana bir sabır ve tahammül verdi. Emsâlsiz bu işkence ve bu tazyik beni onlara dehâlete mecbur etmedi.
Üçüncüsü: Iki sene, iki mahkeme, ellerinde tetkik edilen bütün Risâle-i Nur eczâlarında kanunca bir vesîle bulamayıp, HAŞIYE bizi ve Risâle-i Nur’u berâet ettirdikten sonra, zındıka komitesi, münâfık bâzı memurları vesîle ederek, merkez-i hükûmette resmî bir plân çevirip, beni bütün bütün hilâf-ı kanun olarak bütün dostlarımdan ve talebelerimden tecrid ve sıhhat ve hayatım noktasında en fena bir yerde, beni nefyetmek nâmı altında, haps-i münferid ve tecrid-i mutlak mânâsında, beni Emirdağ’ına gönderdiler. Şimdi tahakkuk etmiş ki, iki maksatla bu muâmeleyi yapıyorlar.
Birisi, eskiden beri ihâneti kabul etmediğimden, beni o sûrette hiddete getirip, bir mesele çıkararak mahvıma yol açmaktı. Bundan bir şey çıkaramadıkları için,

HAŞİYE
Ya hiçbir cihetle hiçbir kanun, hattâ onların bâzı keyfì kanunları bize ve Risâle-i Nur’a ilişmiyorlar; veyahut şimdiki bâzı kanunlar iliştiği halde, koca adliyeler ve üç büyük mahkemeler, is- tikbâlde gelecek şiddetli nefret ve lânetten çekinmek için, Nurun ve bizim mahkûmiyetimize cesâret edemeyip, ittifakla umûmumuzun berâetine ve bütün Risâle-i Nur’un iâdesine karar verdiler. Dağ gibi kuvvetli adliyeler çekindiği halde, muvakkat bir makam alan gaddar şahsiyetlerin bu zulmü yapmaları, elbette semâvâtı ve arzı kızdırıyor; daha hiddetime lüzûm kalmıyor.