Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı

Zülcelâllerinin sanatını takdir ve alkışlıyorlar gibi hakkalyakîn hissettiğimden, hayat-ı dünyeviyeye müştak hissiyâtım ve gafil ve tahammülsüz nefsim bu halden istifade ederek, dünyadan nefret ve hastalıkla ve sıkıntılı hayattan usanmak ve berzaha gitmeye ve oradaki yüzde doksan dostlarını görmeye iştiyak cihetinde karar veren kalbime ve fânîde bâkî zevk arayan nefsime îtiraz geldi. Birden hissiyâta da, damarlara da sirâyet eden îman nûru o îtiraza karşı gösterdi ki, mâdem toprak bu kadar cemâl ve rahmet ve hayat ve zînetlere maddî cihetinde mazhar olmasından hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başıboş kalmıyor; elbette bütün bu zâhiri ve maddî zînetlerin ve güzelliklerin ve hüsün ve cemâl ve rahmet ve hayatın mânevî merkezlerinin ve bir kısım tezgâhlarının fa’al bir nev’i toprak perdesinin altında ve arkasındadır; elbette bu himâyetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakîki ve dâimî ve mânevî çiçekleri seyretmek daha ziyâde sevilir ve iştiyâka lâyıktır diye o kör hissiyâtın ve dünyaperest nefsin îtirazını tamamıyla izâle ve def’ etti, dünyaperest nefsime de dedirtti.
Said Nursî

Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Evvelâ: Seksen sene ibâdetli bir ömrü bahtiyarlara kazandıran Ramazan-ı mübârekte, inşaallah Nurun şirket-i mânevîsi o kazanca mazhar olacak. Bayrama kadar elden geldiği kadar, Nurcular ihlâs ile birbirinin duâlarına mânevî âmin demeli ki, birisi o sekseni kazansa, herbiri derecesine göre hissedar olur. En zaif ve en ağır yükü bulunan bu hasta kardeşinize elbette mânevî yardım edersiniz.
Sâniyen: Nurların erkânlarından bir iki doktor, benim hastalığımın şiddetiyle beraber, o lıâlis, sâdık zâtlara hastalık noktasında mürâcaat etmeyip ve ilâçlarını da yemeyip, çok ağır hastalıklar içinde onlarla meşveret etmeyerek ve şiddet-i ihtiyacım ve elemlerin içinde yanıma geldikleri vakit, hastalığa dâir bahis açmadığımdan endişeli bir merak onlara geldiğinden, sırlı bir hakîkati izhâra mecbur oldum. Belki size de fâidesi var diye yazıyorum.
Onlara dedim ki: Hem gizli düşmanlarım, hem nefsim şeytanın telkiniyle zaif bir damarımı arıyorlar ki, beni onunla yakalayıp Nurlara tam ihlâs ile hizmetime zarar gelsin.

Her cihetten iman nûrunu ihsan ettiğinden dolayı Allah’a hamd olsun.