Tarihçe-i Hayat Beşinci Kısım: Denizli Hayatı

Ey dînini dünyaya satan ve küfr-ü mutlaka düşen bedbahtlar! Elinizden ne gelirse, yapınız. Dünyanız başınızı yesin ve yiyecek. Yüzer milyon kahraman başlar feda oldukları bir kudsî hakîkate, başımız dahi feda olsun; her ceza ve îdamınıza hazırız. Hapsin harici, bu vaziyette, yüz derece dahilinden daha fenadır. Bize karşı gelen böyle bir istibdad-ı mutlak altında hiçbir hürriyet; ne hürriyet-i ilmiye, ne hürriyet-i vicdan, ne hürriyet-i dîniye olmamasından, ehl-i namus ve diyanet ve taraftar-ı hürriyet olanlara ya ölmek veya hapse girmekten başka çaresi kalmaz. Biz de diyerek, Rabbimize dayanıyoruz
Mevkuf
Said Nursî


Mahkeme reisi Ali Rıza Beyefendi,
Hukukumu müdafaa etmek için ehemmiyetli bir talebim ve bir ricam var. Ben yeni harfleri bilmiyorum ve eski yazım da pek nakıstır. Hem, beni başkalarla görüştürmüyorlar; adeta tecrid-i mutlak içindeyim. Hatta iddianame, on beş dakikadan sonra benden alındı. Hem, avukat tutmak iktidarım yok. Hatta size takdim ettiğim müdafaatımın, çok zahmetle, bir kısmını gizli olarak ancak yeni harf ile bir sûretini alabildim. Hem, Risale-i Nur’un bir nevî müdafaanamesi ve mesleğinin hülâsası olan Meyve Risalesi’nin bir sûretini müdde-i umûma vermek için ve bir-iki sûretini Ankara makamatına göndermek için yazdırmıştım. Birden onları elimden aldılar, daha vermediler. Halbuki Eskişehir adliyesi, bize bir makineyi hapse gönderdi. Biz müdafaatımızı onda, yeni harfle bir-iki nüsha yazdık; hem o mahkeme dahi yazdı. Işte ehemmiyetli talebim: Ya bize bir makineyi siz veriniz veya bize müsaade ediniz, biz celb edeceğiz. Ta ki hem müdafaatımı, hem Risale-i Nur’un müdafaanamesi hükmüride risaleyi yeni harfle iki-üç sûretini alıp, hem Adliye Vekaletine, hem Heyet-i Vekîleye, hem Meclis-i Mebusana, hem Şûra-i Devlete göndereceğiz. Çünkü, iddianamede bütün esas Risale-i Nur’dur. Ve Risale-i Nur’a ait dava ve itiraz, cüz’î bir hadise ve şahsî bir mesele değil ki, çok ehemmiyet verilmesin. Belki bu milleti ve memleketi ve hükûmeti ciddî alakadar edecek ve dolayısıyla alem-i Islamın nazar-ı dikkatini ehemmiyetli bir sûrette celb edecek bir küllî hadise hükmünde ve umûmi bir meseledir.
Evet, Risale-i Nur’a perde altında hücum eden, ecnebî parmağıyla, bu vatandaki milletin en büyük kuvveti olan alem-i Islamın teveccühünü ve muhabbetini ve uhuvvetini, kırmak ve nefret verdirmek için, siyaseti dinsizliğe alet ederek, perde

Biz Allah’ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Suresi:156.)