Tarihçe-i Hayat Beşinci Kısım: Denizli Hayatı

İslamiyet düşmanları, Bediüzzaman Said Nursî ve Nur Talebelerini mahkemelere sevk ederken, ortalığa korkular ve tehditler yayarlar, resmi makamlara bütün bütün uydurma malûmatlar yazdırırlar, herkesi Bediüzzaman ve Risale-i Nur’dan uzaklaştırmak için uğraşırlar, Nur Talebelerinin aralarına fesad sokarak tesanüdlerini bozmak için entrikalar çevirirler.

Bediüzzaman Said Nursî, Nur Talebelerinin menfi propagandalara aldanmamaları ve hem de Nur Talebelerinin, sevgili Üstadlarıyla görüşmek iştiyakı şiddetli olduğundan bu rûhî ihtiyacı tatmin için, sair zamanlarda olduğu gibi, Denizli hapsinde de yazdığı mektuplardan bir kısmını buraya derc ediyoruz. Hapishanelerde yazılan mektup ve eserleri Nur Talebeleri gizlice Üstadlarından getirmeyi temin ederler. Zîra Hazret-i Üstad her hapishanede tecrid-i mutlak içinde bırakılmış ve başkalarıyla görüşmesi yasak edilmiştir.
Bu fıkra bir casus vasıtasıyla resmî memurların eline geçtiği için "Lahikaya" girmiştir.
-1-
Ramazan-ı Şeriften bir gün evvel, gizli zındık düşmanlarım tarafından verildiğine kuvvetli ihtimal verdiğimiz-doktorun tasdikiyle-bir zehirin hastalığıyla hararetim kırk dereceden geçmeye başlamış iken, Kastamonu’da adliye müdde-i umûmileri ve taharrî komiserleri, menzilimi taharrî etmeye geldiler. Ben, o dakikadan sonra, başıma gelen dehşetli taarruzu, bir hiss-i kable’l-vuku ile anlayarak ve "Şiddetli zehirli hastalığım dahi ölüme gidiyor" diye Isparta vilayetinde kıymettar kardeşlerimin kucaklarında teslim-i ruh edip, o mübarek toprakta defnolmamı kalben niyaz ettim. Hizbü’i-Ekberü’i-Kur’an’ı açtım; birden bu ayet-i kerîme, -2- karşıma çıktı, "Bana bak!" dedi. Ben de baktım; üç kuvvetli emare ile, mana-i işarî bana ve bize tesellî veriyor. Şimdi başımıza gelen bu musîbeti bir cihette hiçe indirdi ve Isparta’ya mevkufen beşinci nefyimi, o kalbî duamın kabul olmasına delil eyledi.
·Birinci Emare: Şeddeler sayılır, hesab-ı ebcedî ile bin üç yüz altınış iki, bu senenin Arabî aynı tarihine tevafuk edip, manasıyla der: "Sabreyle. Başına gelen kaza-i Rabbaniyeye teslim ol. Sen inayet gözü altındasın; merak etme. Gecelerde tesbihat ve tahmîdata devam eyle."

1 Allah’ın adıyla. Onu her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. · Hiçbir şey yoktur ki, Onu övüp, Onu tesbih etmesin. (İsra Suresi: 44.)

2 Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret. Muhakkak ki sen bizim himayemiz altındasın. Kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et., (Tur Sûresi: 49.)