Tarihçe-i Hayat Beşinci Kısım: Denizli Hayatı

en anlayışlı bir muhatab-ı hâssı; ve kâinatın zîhayatları içinde en ziyâde ihtiyaçlısı; ve hadsiz fakrıyla ve acziyle beraber, hadsiz maksatları ve arzuları ve nihayetsiz düşmanları ve onu inciten zararlı şeyleri bulunan bir bîçare zîhayatı; ve istidatça en zengini; ve lezzet-i hayat cihetinde en müteellimi ve lezzetleri dehşetli elemlerle âlûde; ve bekaya en ziyâde müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstehak; ve devamı ve saadet-i ebediyeyi hadsiz duâlarla isteyen ve yalvaran ve bütün dünya lezzetleri ona verilse, onun bekaya karşı arzusunu tatmin etmeyen; ve ona ihsanlar eden Zâtı perestiş derecesinde seven ve sevdiren ve sevilen pok hârika bir mu’cize-i kudret-i Samedâniye ve bir acûbe-i hilkat... Ve kâinatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına bütün cihazât-ı insâniyesi şehâdet eden, böyle yirmi küllî hakîkatler ile Cenâb-ı Hakkın Hak ismine bağlanan ve en küçük zîhayatın en cüz’ î ihtiyacını gören ve niyazını işiten ve fiilen cevap veren Hafîz-i Zülcelâlin Hafiz ismiyle mütemâdiyen amelleri kaydedilen ve kâinatı alâkadar edecek ef’âlleri o ismin kâtibîn-i kirâmlarıyla yazılan ve herşeyden ziyâde o ismin nazar-ı dikkatine mazhar bulunan bu insanlar, elbette ve elbette ve herhalde ve hiçbir şüphe getirmez ki, bu yirmi hakîkatin hükmüyle, insanlar için bir haşir ve neşir olacak. Ve Hak ismiyle, evvelki hizmetlerinin mükâfatını ve kusurâtının mücâzâtını çekecek; ve Hafiz ismiyle cüz’î küllî kayıt altına alınan her amelinden muhâsebe ve sorguya çekilecek. Ve dâr-ı bekada saadet-i ebediye ziyâfetgâhının hem şekavet-i dâime hapishânesinin kapıları açılacak. Ve bu âlemde çok tâifelere kumandanlık yapan ve karışan ve bâzan karıştıran bir zâbit, toprağa girip her amelinden suâl olunmamak ve uyandırılmamak üzere yatıp saklanmayacaktır.
Yoksa, bir sineğin sesini işitip hakk-ı hayatını vermekle fiilen cevap verdiği halde, gökgürültüsü kuvvetinde bekaya âit hadsiz hukùk-u insâniyenin, mezkûr yirmi hakîkatler lisânlarıyla edilen ve arşı ve ferşi çınlatan duâlarını işitmemek ve o hadsiz hukùku zâyi etmek; ve sinek kanadının intizâmı şehâdetiyle, sinek kanadı kadar israf etmeyen bir hikmet bütün o hakîkatlerin bağlandıkları insânî istidâdâtı ve ebede uzanan emelleri ve arzuları ve o istidat ve arzuları besleyen kâinatın pekçok râbıtalarını ve hakîkatlerini bütün bütün israf etmek öyle bir haksızlıktır ve öyle imkân haricinde ve öyle zâlimâne bir çirkinliktir ki, Hak ve Hafìz ve Hakîm ve Cemîl ve Rahîm isimlerine şehâdet eden bütün mevcudât onu reddeder, "Yüz derece muhâl ve bin vecihle mümtenîdir" derler.
Işte, Halıkımızdan haşre dâir sorduğumuz suâle, Hak, Hafiz, Hakîm, Cemîl, Rahîm isimleri cevap verip derler: "Biz hak ve hakîkat olduğumuz gibi ve hem bize şehâdet eden mevcudâtın tahakkuku misillü, haşir haktır ve muhakkaktır."
Hem mâdem...
Daha yazacaktım, fakat güneş gibi mâlûm olmasından, kısa kesiyorum. Işte, geçmiş misâllerde ve mâdemlerdeki maddelere kıyâsen, Cenâb-ı Hakkın yüz, belki bin esmâsının kâinata bakan isimlerinin herbirisi, nasıl ki mevcudâttaki