Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım: İlk Hayatı

Alem-i İslamı alakadar eden ve bin üç yüz yıllık ümmetin, dehşetli tehlikesinden istiaze ettiği (Allah’a sığındığı) bir zamanın ve fitneyi ateşlendireceklerin kimler olduğunu anlamış bulunuyordu.
Birgün riyaset odasında, M. Kemal Paşa ile iki saat kadar konuştular. İslam ve Türk düşmanlarının arasında nam kazanmak emeliyle, şeair-i İslamiyeyi tahrip etmenin bu millet ve vatan ve alem-i İslam hakkında büyük zarar tevlîd edeceğini; eğer bir inkılap yapmak îcap ediyorsa, doğrudan doğruya İslamiyete müteveccihen Kur’an’ın kudsî kanun-u esasî noktasından yapmak lazım geldiği mealinde ihtarlarda bulunur ve şu temsili ders verir (Mektûbat, s. 426.):
"Mesela, Ayasofya Camii, ehl-i fazl ve kemalden mübarek ve muhterem zatlarla dolu olduğu bir zamanda, tek-tük, sofada ve kapıda haylaz çocuklar ve serseri ahlaksızlar bulunup, camiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebîlerin eğlenceperest seyircileri bulunsa, bir adam o camie girip ve o cemaat içine dahil olsa, eğer güzel bir sada ile şirin bir tarzda Kur’an’dan bir aşir okusa; o vakit, binler ehl-i hakîkatin nazarlan ona döner. Hüsn-ü teveccühle, manevî bir dua ile o adama bir sevap kazandırırlar. Yalnız, haylaz çocukların ve serseri mülhidlerin ve tek-tük ecnebîlerin hoşuna gitmeyecek. Eğer o mübarek camie ve o muazzam cemaat içine o adam girdiği vakit süflî, edepsizcesine, fuhşa ait şarkıları bağırıp çağırsa, raks edip zıplasa; o vakit, o haylaz çocukları güldürecek, o serseri ahlaksızları fuhşiyata teşvik ettiği için hoşlarına gidecek ve İslamiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebîlerin istihzakarane tebessümlerini celb edecek. Fakat, umum o muazzam ve mübarek cemaatin bütün efradından bir nazar-ı nefret ve tahkir celb edecektir; esfel-i safilîne sukut derecesinde, nazarlarında alçak görünecektir.
"İşte aynen bu misal gibi, alem-i İslam ve Asya, muazzam bir camidir. Ve içinde ehl-i îman ve ehl-i hakîkat, o camideki muhterem cemaattir. O haylaz çocuklar ise, çocuk akıllı dalkavuklardır. O serseri ahlaksızlar, firenkmeşrep, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. Ecnebî seyirciler ise, ecnebîlerin naşir-i efkarı olan gazetecileridir. Herbir Müslüman, husûsan ehl-i fazl ve kemal ise, bu camide, derecesine göre bir mevkii olur, görünür; nazar-ı dikkat ona çevrilir. Eğer İslamiyetin bir sırr-ı esası olan ihlas ve rıza-i İlahî cihetinde, Kur’an-ı Hakîm’in ders verdiği ahkam ve hakaik-ı kudsiyeye dair harekat ve a’mal ondan sudûr etse, lisan-ı hali, manen ayat-ı Kur’aniyeyi okusa, o vakit manen alem-i İslamın herbir ferdinin vird-i zebanı olan duasında dahil olup hissedar olur ve umûmu ile uhuvvetkarane alakadar olur Yalnız hayvanat-ı muzırra nevinden bazı ehl-i dalaletin ve sakallı çocuklar hükmündeki bazı ahmakların nazarlarında kıymeti görünmez. Eğer o adam, medar-ı şeref tanıdığı bütün ecdadını ve medar-ı iftihar

Allahım, mü’min erkek ve kadınları bağışla.