Asya kıt’asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûradır. Yani, nasıl fertler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt’alar dahi o şûrayı yapmaları lazımdır. Ki üç yüz, belki dört yüz milyon İslamın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdatların kayıtlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak; meşveret-i şer’iye ile, şehamet ve şefkat-i îmaniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer’iyedir. Ki o hürriyet-i şer’iye, adab-ı şer’iye ile süslenip, Garb medeniyet-i sefîhanesindeki seyyiatı atmaktır. Îmandan gelen hürriyet-i şer’iye iki esası emreder:
Yani, iman bunu iktiza ediyor ki: Tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlîl etmemek ve zillete düşürmemek ve zalimlere tezellül etmemek. Allah’a hakîki abd olan, başkalara abd olamaz. Birbirinizi Allah’tan başka kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah’ı tanımayan, herşeye, herkese, nisbetine göre bir rubûbiyet tevehhüm eder, başına musallat eder. Evet, hürriyet-i şer’iye Cenab-ı Hakkın Rahman, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve îmanın bir hassasıdır.
Yaşasın sıdk, ölsün yeis! Muhabbet devam etsin, şûra kuvvet bulsun! Bütün levm ve itab ve nefret; heva, hevese tabî olanlara olsun. Selam ve selamet, hüdaya tabî olanlar üstüne olsun. Amin...
• • •
Şamda fazla kalmadı. Şarkî Anadoluda Medresetü’z-Zehra namıyle vücuda getirmek istediği darü’i-fünûnun küşadı için çalışmak üzere İstanbul’a geldi. Sultan Reşad’ın Rumeli’ye seyahati münasebetiyle vilayat-ı Şarkiye namına refakat etti. Yolda, şimendiferde iki mektep muallimi ile aralarında bir bahis açılır. Şimendiferde yaptıkları bu mübahasenin hülâsası, Hutbe-i Şamiye adlı eserin Zeylinde yazılmıştır. Birkaç cümlesini aynen alıyoruz.
• • •
Hürriyetin başında, Sultan Reşad’ın Rumeliye seyahati münasebetiyle vilayat-ı Şarkiye namına ben de refakat ettim. Şimendiferimizde iki mektepli mütefennin arkadaşla bir mübahase oldu.