Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

Bu hasta ve gaddar ve bedbaht asrın bela ve vebasından ve zulüm ve zulümatın- dan en mücerreb bir kurtarıcı, Risale-i Nur’un mîzanları ve muvazeneleriyle, neşrettiği nur olduğuna kırk bin şahit vardır. Demek Risale-i Nur’un dairesine yakın bulunanlar içine girmezse, tehlike ihtimali kavîdir.
Evet -1- işaretiyle, bu asır hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye, ehl-i İslama da bilerek tercih ettirdi. Hem, bin üç yüz otuz dört tarihinden başlayıp, öyle bir rejim ehl-i îman içine sokuldu. Evet, -2- cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz üç veya dört ederek, aynı vakitte eski Harb-i Umûmide İslamiyet düşmanları galebe çalmakla muahede şartını, dünyayı dîne tercih rejiminin mebdeine tevafuk ediyor. İki-üç sene sonra bilfiil neticeleri görüldü.
Said Nursî

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN İKİNCİ DÜNYA HARBİ
ESNASINDA YAZDIĞI MÜHİM BİR MEKTUP



Şiddet-i şefkat ve rikkatten ve bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musîbet-i beşeriyeden bîçarelere gelen felaketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki; böyle musîbetlerde kafir de olsa, hakkında bir nevî merhamet ve mükafat vardır ki, o musîbet ona nisbeten çok ucuz düşer. Böyle musîbet-i semaviye masumlar hakkında bir nevî şehadet hükmüne geçiyor. Üç-dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiç haberim yokken Avrupa ve Rusya’daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O manevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:
O musîbet-i semavîden zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felaketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi, büyük mükafat-ı maneviyeleri, o musîbeti hiçe indirir. On beşten yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükafatı büyüktür; belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü, ahirzamanda madem

1 Onlar ki seve seve dünya hayatını ahirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi: 3.)

2 Ahirete.