istinad ve bir hüsn-ü misal olmuşlardır. Nur Talebelerinin bu îman kuvvetleri ve dinsizliğe karşı kahramanca mücadeleleri, halkın üzerinde çok tesir yapmış ve bir intibah (uyanıklık) husûle getirmiştir. Böylelikle, milletin içindeki korku ve evhamları da Risale-i Nur’la izale etmişler, vatan ve millete umûmi bir cesaret, ümit ve ferahlık husûle getirip Müslümanları yeisten kurtarmışlardır.
Risale-i Nur’u gaye-i hayat edinen bir Nur Talebesi, yüz adam kuvvetinde olduğu ve yüz nasih kadar îman ve İslamiyete hizmet ettiği, ehl-i hakîkatçe müsellem ve musaddaktır. Nur Talebeleri, dinsizliğin şaşaalı taarruzlarına, tantanalı yaygaralarına, zulümlerine, hapislerine, Üstadları gibi, kıymet vermeden, korkmadan, lüzûmunda canlarını, mallarını, evlat ve ıyallerini dahi çekinmeden Risale-i Nur’la îman ve İslamiyete hizmet uğrunda feda etmişlerdir.
Nur Talebeleri, tek birşeyi gaye edinmiştir: "Îmanlarını kurtarmak niyetiyle Risale-i Nur’u okumak ve rıza-i İlahî için îman ve İslamiyete Risale-i Nur’la hizmet etmek." Bu gayelerinde muvaffak olmak için, herşeylerini bu hizmete hizmetkar yapmışlardır.
Evet, Nur Talebeleri, ümmet-i Muhammediyeyi sahil-i selamete çıkaran bir sefîne-i Rabbaniyenin hademeleri olduklarına inanmışlardır. Hayatta en büyük gayeleri, Kur’an ve îmana hizmet ederek, ümmet-i Muhammed’in refah ve saadet içinde yaşamasına vesîle olmaktır.
Risale-i Nur’un el yazısıyla neşri senelerinde, evlerinden yedi sekiz sene çıkmadan Risale-i Nur’u yazıp neşredenler olmuştur. O zamanlar, Isparta havalisinde, erkek, kadın, genç ve ihtiyarlardan binlerce Nur Talebesi, hatta Nur dershanesi olan Sav köyü bin kalemle, senelerce Nur risalelerini yazıp çoğaltıyorlardı. Risale-i Nur, telifinden yirmi sene sonra teksir makinesi ile neşredilmiş ve otuz beş sene sonra da matbaalarda basılmaya başlanmıştır. İnşaallah, bir zaman gelecek, Risale-i Nur külliyatı altınla yazılacak ve radyo diliyle muhtelif lisanlarda okunacak ve zemin yüzünü geniş bir dershane-i Nuriyeye çevirecektir.
Risale-i Nur’un neşrinde, mübarek hanımlar da ehemmiyetli fedakarlıklara mazhar olmuşlardır. Hatta, Hazret-i Üstada gelip, "Üstadım! Ben, efendimin göreceği dünyevî işleri de yapmaya çalışacağım; o senindir, Risale-i Nur’undur" diyen ve erkeklerinin Risale-i Nur hizmètinde çalışmalarına daha fazla imkanlar veren kahraman hanımlar görülmüştür. Risale-i Nur’u yazan efendilerine geceleri lamba tutarak, onların din, îman hizmetlerine canla başla iştirak etmişlerdir. Risale-i Nur’u hanımlar, kızlar elleriyle yazmışlar, göz nurları dökmüşler, mübarek katibeler olarak îmana hizmet etmişlerdir. Hatta öyle Nur Talebesi hanımlar vardır ki, kendilerini son nefeste îman nûruyla hüsn-ü hatimeye nail edecek Nur risalelerini hararetle okumuşlar ve diğer din kardeşleri olan hanımlara da okuyup tanıtmışlar; Nurları hanımlar içinde neşrederek, çok hanımların Kur’an ve îman nurlarıyla nurlanmalarına vesîle olup kahramanca hizmette bulunmuşlardır. Risale-i Nur’u okuyup okutmakla îman mertebelerinde terakkî edip adeta birer mürşid mertebesine