Tarihçe-i Hayat Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı

Bakarlar ki, Üstad yerindedir. Bu harika vakıa adliyede şayi olur. Hakimler, "Bu hale akıl erdiremiyoruz" diye birbirlerine naklederler. HAŞİYE
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ’NİN
ESKİŞEHİR MAHKEMESİ MÜDAFAATINDAN BİR KISMI
1935

Eskişehir Mahkemesinde, Said Nursî’nin siyasî şeylerle meşgul olmadığı tahakkuk etmiş, sadece bir ayet-i kerîmeyi tefsir eden bir risalesinden dolayı ceza verilmiştir ki; ayet-i kerîme tefsirinden dolayı bir müfessiri cezalandırmak, dünyanın hiçbir mahkemesinde görülmemiştir. Elbette ve elbette büyük bir adlî hatadır. O müdafaadan bir parça:
Ey heyet-i hakime!
Beni dört-beş madde ile ittiham edip tevkif ettiler.

· Birinci Madde: İrtica fıkriyle dîni alet edip, emniyet-i umûmiyeyi ihlal edebilecek bir teşebbüs niyeti olduğu ihbar edilmiş.
Elcevap: Evvela, imkanat başkadır, vukuat başkadır. Herbir fert, çok adamları öldürebilmesi mümkündür. Bu imkan-ı katil cihetiyle mahkemeye verilir mi? Herbir kibrit, bir haneyi yakması mümkündür. Bu yangın imkanıyla kibritler imha edilir mi?

HAŞİYE
Aynen bunun gibi bir vakıa da, Bediüzzaman Denizli hapsinde iken olmuştur. Üstadı, halk, iki-üç defa muhtelif camilerde sabah namazında görür. Savcı işitir; hapishane müdürüne pürhiddet, "Bediüzzaman’ı sabah namazında dışarıya, camie çıkarmışsınız" der. Tahkîkat yapar ki, Üstad hapishaneden dışarıya katiyen çıkarılmamış.
Eskişehir Hapishanesinde iken de, bir Cuma günü, hapishane müdürü, katip ile otururken bir ses duyuyor:
"Müdür Bey! Müdür Bey!"
Müdür bakıyor; Bediüzzaman yüksek bir sesle:
"Benim mutlaka bugün Ak Camide bulunmam lazım."
Müdür, "Peki Efendi Hazretleri" diye cevap veriyor. Kendi kendine, "Herhalde Hoca Efendi kendisinin hapiste olduğunu ve dışarıya çıkamayacağını bilemiyor" diye söylenir ve odasına çekilir.
Öğle vakti, Bediüzzaman’ın gönlünü alayım, Ak Camie gidemeyeceğini izah edeyim düşüncesiyle Üstadın koğuşuna gider. Koğuş penceresinden bakar ki, Bediüzzaman içeride yok! Hemen jandarmaya sorar.
"İçeride idi; hem, kapı kilitli" cevabını alır.
Derhal camie koşar. Bediüzzaman’ın ileride, birinci safta, sağ tarafta namaz kıldığını görür. Namazın sonlarında Bediüzzaman’ı yerinde göremeyip, hemen hapishaneye döner; Hazret-i Üstadın "Allahü Ekber" diyerek secdeye kapandığını hayretler içerisinde görür. (Bu hadíseyi bizzat o zamanki hapishane müdürü anlatmıştır.)