dahi aflarını müzakere ettikleri sırada beni adeta herşeyden menettiler. Fena ve fanî bir adamın, güzel ve bakî şöyle bir sözü var:
Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Ben de derim:
Ehl-i dünyanın hükmü var, şevketi var, kuvveti varsa;
Kur’an’ın feyziyle, hadiminde de,
Şaşırmaz ilmi, susmaz sözü vardır,
Yanılmaz kalbi, sönmez nûru vardır.
Çok dostlarla beraber bana nezaret eden bir kumandan, mükerreren sual ettiler:
"Neden vesîka için müracaat etmiyorsun, istida vermiyorsun?"
Elcevap: Beş altı sebep için müracaat etmiyorum ve edemiyorum: · Birincisi: Ben ehl-i dünyanın dünyasına karışmadım ki, onların mahkûmu olayım; onlara müracaat edeyim. Ben kader-i İlahînin mahkûmuyum ve ona karşı kusurum var; ona müracaat ediyorum.
· İkincisi: Bu dünya çabuk tebeddül eder bir misafirhane olduğunu yakînen îman edip bildim; onun için, hakîki vatan değil, heryer birdir. Madem vatanımda bakî kalmayacağım; beyhûde ona karşı çabalamak, oraya gitmek birşeye yaramıyor. Madem her yer misafirhanedir; eğer Misafirhane Sahibinin rahmeti yar ise, herkes yardır, heryer yarar; eğer yar değilse, heryer kalbe bardır ve herkes düşmandır.
· Üçüncüsü: Müracaat, kanun dairesinde olur. Halbuki, bu altı senedir bana karşı muamele, keyfì ve fevka’l-kanundur. Menfîler kanunuyla bana muamele edilmedi; hukùk-u medeniyetten ve belki hukùk-u dünyeviyeden ıskat edilmiş bir tarzda bana baktılar. Bu fevka’l-kanun muamele edenlere, kanun namına müracaat manasız olur:
· Dördüncüsü: Bu sene buranın müdürü, benim namıma, Barla’nın bir mahallesi hükmünde olan Bedre karyesinde, tebdil-i hava için birkaç gün kalmaya dair müracaat etti; müsaade etmediler. Böyle ehemmiyetsiz ihtiyacıma cevab-ı red verenlere nasıl müracaat edilir? Müracaat edilse, zillet içinde faidesiz bir tezellül olur.
· Beşincisi: Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek, bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir. Ben bu haksızlığı ve hakka karşı hürmetsizliği irtikab etmek istemem vesselam.
· Altıncı Sebep: Bana karşı ehl-i dünyanın verdikleri sıkıntı, siyaset için değil. Çünkü, onlar da bilirler ki, siyasete karışmıyorum, siyasetten kaçıyorum. Belki bilerek veya bilmeyerek zındıka hesabına, benim dîne merbûtiyetimden beni tazib ediyorlar. Öyle ise, onlara müracaat etmek, dinden pişmanlık göstermek ve