Bu haller münâsebetiyle benden sordular ki: "Dehşetli fedâileri bulunan Ermeni komitesi sizden korkuyorlar ki, siz Van’da Erek Dağına çıktığınız zaman, fedâiler sizden çekinip dağılıyorlar, başka yere gidiyorlar. Acaba sizde ne kuvvet var ki öyle oluyor?"
Ben de cevaben diyordum: "Mâdem, fânî dünya hayatı, küçücük ve menfî milliyetin muvakkat menfaati ve selâmeti için bu hârika fedâkârlığı yapan Ermeni fedâileri karşımızda görünürler; elbette hayat-ı bâkiyeye ve pek büyük Islâm milliyet-i kudsiyesinin müsbet menfaatlerine çalışan ve "Ecel birdir" îtikad eden talebeler, o fedâilerden geri kalmazlar.
HAŞIYE
Lüzûm olsa, o katî ecelini ve zâhirî birkaç sene mevhum ömrünü, milyonlar sene bir ömre ve milyarlar dindaşların selâmetine ve menfaatine tereddütsüz, müftehirâne fedâ ederler.
Said Nursî
Azîz, sıddîk, vefâdar ve şefkatli kardeşlerim,
Iki gündür hem başımda, hem âsâbımda tesirli bir nezle ağrısı var. Böyle hallerde bir derece dostlarla görüşmekten tesellî ve ünsiyet almaya ihtiyacım içinde, acîb tecrid ve yalnızlık vahşeti beni sıktı. Böyle, bir nevî şekvâ kalbe geldi: "Neden bu tâzib oluyor, hizmetimize fâidesi nedir?"
Birden bu sabah kalbe ihtar edildi ki: "Siz, bu şiddetli imtihana girmek ve inceden inceye sizi kaç defa `Altın mı, bakır mı?’ diye mihenge vurmak ve her cihette sizi insafsızca tecrübe etmek ve `Nefislerinizin hisseleri ve desîseleri var mı, yok mu?’ üç dört eleklerle elenmek; hâlisâne, sırf hak ve hakîkat nâmına olan hizmetinize pekçok lüzûmu vardı ki, kader-i Ilâhî ve inâyet-i Rabbâniye müsaade ediyor. Çünkü, böyle meydan-ı imtihanda, inatçı ve bahaneci, insafsız muârızların karşısında teşhir edilmesinden herkes anladı ki; hiçbir hile, hiçbir enâniyet, hiçbir garaz, hiçbir dünyevî ve uhrevî ve şahsî menfaat karışmayarak, tam hâlis hak ve hakîkatten geliyor. Eğer perde altında kalsaydı, çok mânâlar verilebilirdi. Daha avâm-ı ehl-i îman, îtimat etmezdi, `Belki bizi kandırırlar’ ve havas kısmı dahi vesvese ederdi, Belki bâzı ehl-i makamat ibi kendilerini satmak îtimad kazanmak için böyle yapıyorlar’ diye daha tam kanaat etmezlerdi. Şimdi imtihandan sonra, en muannid, vesveseli dahi teslime mecbur oluyor. Zahmetiniz bir, kârınız bindir inşaallah."
Said Nursî
HAŞİYE
Kardeşlerim nâmına âcizâne diyorum ki: Lüzûm olursa, inşaallah çok ileri geçeceğiz. Bizler dinde olduğu gibi, kahramanlıkta da ecdâdımızın vârisleri olduğumuzu göstereceğiz.