Tarihçe-i Hayat Yedinci Kısım: Afyon Hayatı


Azîz. sıddîk kardeşlerim,
Evvela: Medâr-ı ibret ve hayret iki esâretimde şahsıma karşı bir muâmeleyi beyân etmek ihtar edildi. Şöyle ki:
Rusya’da, Kosturma’da, doksan esir zâbitlerimizle beraber bir koğuşta idik. Ben, o zâbitlerimize ara sıra ders veriyordum. Birgün Rus kumandanı geldi, gördü; dedi:
"Bu Kürd, gönüllü alay kumandanı olup, çok askerimizi kesmiş. Şimdi de burada siyasî ders veriyor. Ben yasak ediyorum; ders vermesin!"
Iki gün sonra geldi, dedi:
"Mâdem dersiniz siyasî değil, belki dînîdir, ahlâkîdir; dersine devam eyle." Izin verdi.
Ikinci esâretimde, bu hapiste iken, yirmi sene derslerimi dinlemiş ve benden daha güzel ders veren bir has kardeşimin ve zarûri hizmetimi gören hizmetçilerimin benim yanıma gelmeleri adliye memuru tarafından yasak edildi; tâ benden ders almasınlar. Halbuki, Nur Risâleleri başka derslere hiç ihtiyaç bırakmıyor ve hiçbir dersimiz kalmamış ve hiçbir sırrımız gizli kalmamış. Her ne ise... Bu uzun kıssayı kısa kesmeye bir hal sebep oldu.

Sıkıntılı musîhetlerimi hice indiren bir hakîkatli tesellîdir
Birinci: Hakkımızdaki zahmet, rahmete dönmesi;
Ikinci: Kader adâleti içinde, rızâ ve teslim ferâhı;
Üçüncü: Inâyet-i hâssanın, Nurcular hakkında husûsiyetindeki sevinç;
Dördüncü: Geçici olmasından, zevâlinde lezzet;
Beşinci: Ehemmiyetli sevaplar;
Altıncı: Vazife-i Ilâhiyeye karışmamak;
Yedinci: En şiddetli hücumdan, en az meşakkat ve küçük yaralar; Sekizinci: Sâir musîbetzedelere nisbeten çok derece hafif olması; Dokuzuncu: Nur ve îman hizmetinde, şiddetli imtihanından çıkan yüksek ilânâtın tesirâtındaki sürûr.
Dokuz adet mânevî sevinçler, öyle teskin edici bir merhem ve tatlı bir ilâçtır ki, tarif edilmez. Ağır elemlerimizi teskin ediyor.
Said Nursî